Bir gün şahit tutacağım tüm anılarımı, sırlarımı sana. Sessizliğimi yeminim edeceğim yoluna. Bir gün her şeyimin üzerine and içeceğim sen geldin diye bana. Sorulara yanıtsız kalmayacağım bir gün! Ne istiyorsam söyleyeceğim kalbine baka baka. Bir gün unuttuğun ne varsa anacağım, sana susacağım.
Bir gün sırf bir kıçı kırık umudum var diye yalnız kalmayacağım. Kayıtsız kalmayacağım sevmeye. Bir gün adını mezarda da olsa anacağım. Sustuklarımla geleceğim yanına. Bir gün seni sırf sen olamadığın içinde seveceğim. Yalnızca yürüyüp gitmek varken koşup sarılacağım bir gün. Tükenmemiş ne kadar kaldırım taşı varsa oturup ağlayacağım bir gün... İçmeden nasıl oluyorlarsa sarhoş! Ben de sevilmeden olacağım aşık! Bir gün benden aldı götürdü diye kızdığım rüzgarı, eol arpıyla getirdi diye seveceğim! Melodisinde adımı barındırdı diye kalbime işleyeceğim en büyük dalgaları. Bir gün hangi sokakta olduğumu bilmeden sesleneceğim güneşe. Ve son kez gülümseyeceğim bir gün sana. Bir gün anılarımdan bir köprü yapıp yetmediği yere dikeceğim en büyük dar ağacını. Sessizce geldiğim yolu çığlık ata ata tüketeceğim son bir anıyla. Ardımda bırakamadığım şeyleri yanıma alıp gideceğim. Bir gün seveceğim hayatın her telini. Bir gün kuracağım en güzel hayatı, düşlerime alacağım en büyük yaşantıyı. Bir gün bir nehir kıyısındaki bir salıncak esenliğinde, bir gün dönüşü olmayan bir yol sessizliğinde yaşamayı öğreneceğim. Bir gün olan biten ne varsa susup sineye çekmenin büyük hata olduğunu haykıracağım. Vedaları sevmeyişlerimi hoş geldin diyemeyişim ile tamamlama çabamı yok edeceğim bir gün. Şarkılara dokunup, şiirleri yazıp, kitapları okuyacağım bir kalp bulacağım bir gün. Yüklenmesi zor bir manayı gelişi güzel savurmayı öğrenecek, sevginin kırıntısına talip olacağım bir gün. Bir gün bitirmenin korkusuyla başlayan mutluluğu hapsetmeyi öğreneceğim. Bir gün duyulan her fıkranın senden gelmediğini de anlayacağım. Ve bir gün yokluğuna ağıt yakmadığım için şaşırmanı kınayacağım. Ayrılıkların ne de kolay olduğunu kanıtlayacağım bir gün.
Ve başka bir gün öleceğim. Sessizliğe gömülü bir kalp ve dinginliğe ulaşmış gibi. Elimi elimle tutmuş, kalbimi kalbimle sarmış şekilde. Sonradan aklına bir şey gelmiş ama susmuş gibi susacağım. Ne seni isteyeceğim yanıma ne de gitmemek için bir çaba göstereceğim. Seveceğim çünkü varlığımı bir bedenden ayrı tutmayı. Seveceğim çünkü düşüncelerime yakın olmayı. Susmak içinse hiç bir bahaneye başvurmayacağım! İçin için susacak, bağıra bağıra seveceğim bir gün. Ve sonra sesimi yavaşça kesip yok olacağım zerre zerre. Sustuklarımın büyüdüğü ne kadar evren varsa tek tek hepsini ziyaret edeceğim bir gün.
Zeynep Özer