bugün günlerden biraz eski olma günü sanırım. her zaman yaptığını yapma günü. bir kere daha nasıl olmaz, nasıl olur bilememek üzerine açılmış sayfalardan oluşan gün. yarım yamalak bir kaç kilime yapılmış iki gram yama gibi saçmalayabilir mi hayat? biraz düşününce insanın kendisinden vazgeçmek gibi derdi olmadığını anlamak çok acı. aslında tüm derdimizin biz olmak ya da hiç olmak olması gerekiyor değil mi? olamıyoruz işte. ne istediğimiz insan olabiliyoruz ne de olduğumuzla barışa biliyoruz.
Zeynep Özer
Çılgın, deli, uçuk, kaçık, karmaşık, durgun, akıllı, düzgün, güzel, çirkin. Kim nasıl tanımlıyorsa benim/senin öyle olmadığına... Hayalci.
30 Nisan 2015 Perşembe
29 Nisan 2015 Çarşamba
Olmak-1
Benim olmak:1
Birinin hayatında benim olmak kadar sıra dışı gibi duran bir anlaşılmazlık daha var mıdır? Ben dediğinde içinde birinin daha hissini barındırmak, ve ona da senden bırakmak. Aslı astarı var mıdır? Gerçekliği tartışılır mı? Evet, bu gibi sorularla çelişir her birimiz kafası. Fokur fokur kuşku uyur. Ama konduramayız da. En güzel yanı da bu galiba. Aşk biraz zıt kutupların birleşimi, çoğunlukla da kıtalar arası bir benzerlik sembolü bence. Öylesine bir düşünce bile gidip onda parlıyorsa daha başka ne denebilir ki? Bir an geliyor ve beynini ikiye ayırıyorsun ve her iki taraf da bir yarışma potansiyelinde. Biri ben derken, diğeri ise neden ben değil diyor. Düşünmek için yarış? Ne kadar da banel değil mi? Sen de statü ayrımcılığı yapamıyorsun ve de onu düşünecek kısmı seçemiyorsun. Ne mi oluyor? Her an, her dakika sen ve beynin, kalbinizin saldırısına uğruyorsunuz. Sanki bir ses içeriden sürekli onu fısıldıyor ya da o sürekli içerinde onu düşün diye çırpınıyor. Şimdi düşün, o an düşün diye. Anlayacağınız biri sizin aklınıza ve kalbinize hakimiyet kurmak istiyor. Buna da 'Aşk.' diyoruz.
Aşk diyoruz ama, acaba ne kadarını yaşıyoruz? Ya da yaşadığımız aşktan ne kadar eminiz? Aslında bir emin olma hali olmalı mı, bilmiyorum. Olunmaz aslında, gerçek olan bu. Çünkü ne kadar aynı gibi dursa da herkese göre aşkın tanımı da detayı da farklıdır. Sevgisi de farklı değil midir ki insanların? Kimi çok narindir, kimi ise vurdum duymaz. Gerçi aşk bu değil mi? Birinin gidip o zıt kutbunu bulması, daha doğrusu onu olmaları gereken yere doğru çekiştirmesi.
Zeynep Özer
Pırıltını Bırak
İki gün daha uzak durmalısın güneş,
Tren ha kaçtı, ha kaçacak.
Fikrinden çıkan o okları sakla,
İki güz sonra, onları isteyen olacak.
Beklenmedik bir yolcu düşecek ardına,
Adını sormayacaksın.
Sorma, söylemez.
O da sormayacak tabi,
O da.
Az ileride pırıltını bırak güneş,
İsteyen olursa hasret gidersin.
Gelen olursa, ses etsin.
Çemberin dışından bir ses gelirse, dur.
Pek sevmezsin aslında sen yabancıları.
Yabancılar alır seni, götürür.
Haklısın.
Oysa, çoksun sen.
Bitmez, yitmezsin.
Vaktiyle gelen aşka inat,
Ses etmezsin.
Zeynep Özer
Tren ha kaçtı, ha kaçacak.
Fikrinden çıkan o okları sakla,
İki güz sonra, onları isteyen olacak.
Beklenmedik bir yolcu düşecek ardına,
Adını sormayacaksın.
Sorma, söylemez.
O da sormayacak tabi,
O da.
Az ileride pırıltını bırak güneş,
İsteyen olursa hasret gidersin.
Gelen olursa, ses etsin.
Çemberin dışından bir ses gelirse, dur.
Pek sevmezsin aslında sen yabancıları.
Yabancılar alır seni, götürür.
Haklısın.
Oysa, çoksun sen.
Bitmez, yitmezsin.
Vaktiyle gelen aşka inat,
Ses etmezsin.
Zeynep Özer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)