29 Nisan 2015 Çarşamba

Olmak-1

Benim olmak:1
Birinin hayatında benim olmak kadar sıra dışı gibi duran bir anlaşılmazlık daha var mıdır? Ben dediğinde içinde birinin daha hissini barındırmak, ve ona da senden  bırakmak. Aslı astarı var mıdır? Gerçekliği tartışılır mı? Evet, bu gibi sorularla çelişir her birimiz kafası. Fokur fokur kuşku uyur. Ama konduramayız da. En güzel yanı da bu galiba. Aşk biraz zıt kutupların birleşimi, çoğunlukla da kıtalar arası  bir benzerlik sembolü bence. Öylesine bir düşünce bile gidip onda parlıyorsa daha başka ne denebilir ki? Bir an geliyor ve beynini ikiye ayırıyorsun ve  her iki taraf da bir yarışma potansiyelinde. Biri ben derken, diğeri ise neden ben değil diyor. Düşünmek için yarış? Ne kadar da banel değil mi?  Sen de statü ayrımcılığı yapamıyorsun ve de onu düşünecek kısmı seçemiyorsun. Ne mi oluyor? Her an, her dakika  sen ve beynin, kalbinizin saldırısına uğruyorsunuz. Sanki bir ses içeriden sürekli onu fısıldıyor ya da o sürekli içerinde onu düşün diye çırpınıyor. Şimdi düşün, o an düşün diye. Anlayacağınız biri sizin aklınıza ve kalbinize hakimiyet kurmak istiyor. Buna da 'Aşk.' diyoruz.
Aşk diyoruz ama, acaba ne kadarını yaşıyoruz? Ya da yaşadığımız aşktan ne kadar eminiz? Aslında bir emin olma hali olmalı mı, bilmiyorum. Olunmaz aslında, gerçek olan bu. Çünkü ne kadar aynı gibi dursa da herkese göre aşkın tanımı da detayı da farklıdır. Sevgisi de farklı değil midir ki insanların? Kimi çok  narindir, kimi ise vurdum duymaz. Gerçi aşk bu değil mi? Birinin gidip o zıt kutbunu bulması, daha doğrusu onu olmaları gereken yere doğru çekiştirmesi.


Zeynep Özer