29 Temmuz 2015 Çarşamba

Anlatır mıyım?

Olaylar peş peşe gelişir ve biz elimiz kolumuz bağlanmış, bağlanmamış fark etmeksizin sessizce kalırız. Sesimiz çıksa soluğumuzu yitirmekten korkarız. Bazı vurguları vardır hayatın kendini bitirme dermişçesine düşer üzerimize. Bize bizden gidenleri anlatır, kendi kendimize yaptıklarımızın yanlışlığını sivri dille öğretir. Ve biz öğrendiklerimizden dolayı ne sızlanma evresinde ne de eksilme evresinde kalırız. Biz bizden giden veya gelene değil de ne olacağımıza, benliğimize bakmayı öğreniriz. Hani bir şarkı çalar ansızın sizden habersiz. Ulaşır o derine saklanmış acımak isteyen duygumuza. Sır gibidir bazı anlar ne biz bir daha duyumsamaya kendimizi adarız ne de başka birine anlatacak kadar gerçek hayata tutunabiliriz. Bu aralar şarkılar kaybetmişsiniz gibi çalmıyor mu size de? Yoksa ben kaybeden değil gerçeği görmeye alet olacak şeyi kabul edemiyor muyum? Değer vermek için  herkesin geç kaldığı anlara bodoslama atlamış tek kişi siz olmayın! Gelin değeri değere çarpıp nasıl kendimi kendime çaldığımı ben size anlatayım.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Devam Edelim

Bazı şeyleri çok uzun zamanlar isteriz. Olsun, olmasın bizim içimizde onu bekleyen hep bir köşemiz vardır. Kimimiz için anne,baba kimimiz için iş,aşk,yol,para ve niceleri de olabilir. Ve bazen o kadar çok istemişidir ki bu isteklerimiz duygu haline bürünüp bizi aldatmayı bile başarmıştır. Tesadüfen sıyrıldığımızda bunun farkına varmaksa bizi ne üzmüş ne de yaralamıştır. hayat için çok çabalayıp az istesek daha gerçek şeylerle yaşayabiliriz sanırım. Belki de aynen devam edip doğru bildiklerimizi  ne pahasına olursa olsun yaşayarak yıkmalı ve yolumuzu biz deneyimlerimizle çizmeliyiz. Bazı şeyler vardır olması zaman almalıdır ve biz onun için sadece beklemeyi öğrenmeliyiz. İsteklerimizle duygularımızı çığırından çıkartmamalıyız.Hangimizin kendi kendine kurmadığı hayalleri yok? Hangimiz çabaladığımızın ne kadar da olunmaz bir batakta olduğu bile bile elimize taşı alıp direnmiyoruz? Hepsini yapan biz neden sabra tahammül edemiyoruz? Kendimize verebileceğimiz en hayırlı şey düşüncemizken biz onu nasıl ikinci planda bırakmış olabiliriz ki? Zamanın koyup bizi gittiği anlarda onu fark etmezken olan oluyor ve hayat bitiyor. Durup şöyle sadece bize nasıl  baktığına bakmalıyız insanların. Gözler bizi nasıl görüyorsa biz de öyleyiz dememeliyiz. bizi gören gözün gerçekten biz gibi bize bakmak gibi bir amacı var mı? Dururken sadece bunu öğrensek koşar adım hayata yetişeceğiz. Biz kendi ayakları altında hiç bir kimseyi bırakmazken onların da yanında duramaz olmalıyız ki hayat devam edebilsin.



Zeynep Özer