19 Temmuz 2017 Çarşamba

Böyle

Bu sabah Tanrının beni sınadığını düşünerek bir kaç satırda sorgulama yapmıştım kendi kendime. Ama şimdi düşününce kendimi sınıyor olma ihtimalim sanırım daha ağır basar oldu. Ben hep içimden geçen şeyi yaptığımda huzur bulmuşumdur. Aklıma estiğinde öyle daha rahat yazacağımı düşündüğümden gidip klavye bile almıştım dizüstü bilgisayarıma. Şuan kullanmıyor olmam içimi acıtmıyor mesela, keşke dedirtmiyor. Çünkü anlık veya düşünülmüş bir yapmam gerekiyor dediğim şeyi yapmadığımda kendimle savaşıyorum. Ve bu aralar da öyle bir bölünmüşlükteyim.  Bir yanım o içimden geçeni yaptığım halimi alıp locaya oturtmak kararında diğer yanım eğer bunu yaparsam başka bir yırtığa mı sebep olurum diyor. İşte Tanrının sınaması sandığım bu sınamayı kendimle yaşıyor olmam gerçekten olası bir şey. Size de içinizdeki o an gelen bir şeyi söylemez, yönelmeniz gereken yöne yönelmez veya izinden gidilecek kişiyi takip etmezseniz sanki sizin için kısa bir felaket anı gerçekleşecek gibi olmuyor mu? Bana oluyor.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

biz

biz geç kalan kesimiydik sanıyorum hayatın,
belki ellimizi henüz arındırmamıştık,
belki ellerimiz doğuştan kirliydi.
duyduğumuz bize kalan bir kaç şiirdi.
kiminde gözler gördük
kiminde kaybolmuşluğunu.
o düştükçe biz daha katı kalpli olduk.
sadece birisi el uzatınca o kişi olmayı hep dileyen
ama o elin uzatılabileceği o an da ise
biz yine biz olup,
katı kalbe mesken olduk.

https://www.youtube.com/watch?v=l_dKW2qyMM4

Zeynep ÖZER

4 Temmuz 2017 Salı

Yitirmiş Mİ?

Alevin buharına sor önce,


Tanımış mı beni?

Kırmızısı mı kızılı mı çekmiş onu buraya?
Neyin var diye sorarsa, sus.
Henüz tatmamış suyun yangınını.
Bir hüzün geçerse gözlerinden
Ya da mevsim dönüverirse hazana, sus.
O zaman apaçık bellidir derdi.

Dön siyah kuyunun dibindeki laleye,
Rengini yitirmiş mi hiç ışık yok diye?
Boynunu uzatmaya korkmuş mu mesela?
Artık olgunlaştığını anlarlar diye?

Havada hafifçe bir çiğ,
Üzerimde simsiyahlığım,
Gülsem gözlerimden tanıyacaksınız...

Ama ben alevin buharını bekliyorum, yok olsa dahi.
Onun o çocuksu dalışını,
Bana o tek tek saydığımız kırmızı tuğlaları getirişini bekliyorum.
Belki şimdiler olmayan bir serçe benim bekleyişime sebep,
Belki cama çarpmış ve ölmüş bir umut,

Belki sadece beklemeyi istemişimdir?
Sırf nasıl oluyor da beklenmiyor göreyim diye.


Zeynep ÖZER