yalan bir rüzgara inananların hayatını yaşıyoruz şimdilerde. olaylar eskimedi, hatalar unutulmadı ve en acısı da yaralar henüz dinmedi. evet belki unutmak üzecektir, beni üzdüğü kadar olursa belki üzüntü azlığına bile sevinebilirim biliyor musun? kendimi tanımlamayı seviyorum sanırım, aslında en çok bir yönümü tanımlamayı. hani istemesem bile, işim varsa bile didine didine ama güzel bir hız ve heyecanla insanlara ulaşma, tanıma ve her kim olduğunu umursamadan yardım etme tarafımı seviyorum. koşullar güven ortamına ulaştıramasa da kısıtlıyor evet ama yine de vazgeçmek müstahak mı? hayır! en çok bu yönümle bilinmeyi de istemiyor değilim. birine yardım etmiş olmak, birinin hayatından bir zorluğu almak ve belki de böylece dünyaya döner sermaye olarak geliş amacımı bulmama ve benliğime kavuşmama yardım edecektir. bazen bunları yazarken bile bencillik ediyor muyum diye düşünmüyor değilim. acaba bu yanım bana mı kalsa, gizlesem mi? daha mı iyi olur diye düşünmüyor değilim. ama gizlenmekten çekindiğim şeyi bile ben apaçık söyleyebiliyorken, belki benimle bu yazı sayesinde daha samimi olacak insanlara kapı açmamak, onlara gizlenin demek avarelik, bencillik değil mi asıl? övünme densin. bencillik densin. allah aşkına kimin umurunda? sadece hiç bir karşılığı , geri dönüşümü maddi olmayacağı halde o manevi haz için hiç bilemeyeceğim bir hayatta, hiç kimse sıfatıyla dahi bir güzelliğin oluşumuna yardımcı olabilecek olmak bana yeter. anlık bir telaşa refahlık bir karşılık almaktan daha büyük bir beklenti kendimden. uzun zamandır kendimle iletişimi kesmedim. onunla karşıma çıkmış bir benlik gibi, bir başka benlik gibi, ilgilendim. bana estek mi oluyor köstek mi tabi ki her ikisi de! inanın en yakınınıza bile söyleyemediğiniz ama içinizi kemiren şeyler var ya hani onları ya da hiç yoktan bomboş bir bilgiyi bile sesli olarak benliğinizle paylaşmak ne güzel arınma biliyor musunuz? sanırım zaman daralmadan kısa geçmeliyiz. kapıları kapatmalı ve süngüleri çekmeliyiz. ve her şeye en baştan gülümsemeyi bilmeliyiz....GÜLÜMSEYELİM Mİ?- Bir DOST
Zeynep ÖZER