Sefere çıkan bir balon gibi gözyaşları,
Durağı yok, yolu yok ve renksiz.
Haddini aşmış ve gidiyor,
Kast ettiği yaşama. Belkisi yok!
Bozuk dünya teninden, uçuruma.
Genel katliamdan, sorunsala.
İzdüşümünden noktaya, sonlara.
Öcünü almış, bitti bitiyor...
Zeynep Özer
Çılgın, deli, uçuk, kaçık, karmaşık, durgun, akıllı, düzgün, güzel, çirkin. Kim nasıl tanımlıyorsa benim/senin öyle olmadığına... Hayalci.
17 Ocak 2015 Cumartesi
14 Ocak 2015 Çarşamba
Etraftan Da Biraz Yılgın
birden fazla zamanımız olabilir sevinmek için.
sen koşarken sevinirim ben de belki.
bir gün seninle bir yürüyüş yapalım.
şöyle uzunca bir öğleden sonrası olsun kelimelerimizin.
bir kaç kişiyi de alalım hatta yanımıza. hani şu sürekli sataştığın bıcırık, alt komşun.
ya da ne bileyim yolda da tanışabiliriz insanlarla.
şu menekşe kokan yolu hatırlıyor musun? hani sağdan sapalım demiştik.
eskiden severdik değil mi bol bol konuşmayı, gülmeyi.
bir sürü soruna bir sürü neşemiz vardı galiba. galiba kaybettik.
öyle çok geç olmamış farz ediyorum saati. yazabilir miyim sana?
sana sen diyebilir miyim? evet yürüyüş yapalım diyecektim, yazabilseydim.
sorma baştan pes etmemin de bir nedeni var elbette.
sıkılınca açıp bir şeyler okuyorum, bir kaç resme bakıyorum.
öyle her zaman seninle değilim anlaşılan. kafam derli toplu da sayılmaz ama.
en son ne zaman başkalarını düşündüğümü soramazsın tabi ki.
ne haddine demeyeceğim ama bunu bil. sende sormayacaksın zaten.
ne kadar geçtiği önemli değil, geçmediği de.
aslında düşündüğüm de söylenemez seni, düşünmediğim de.
biraz dalgınım anlaşılan bu aralar, etraftan da biraz yılgın.
kaç gündür hatırlayamadığım rüyaların kabusu ile dolanıyorum.
bana bir şey anlatmaya çalışıyorlar belki de.
ürkütücü bu durum biraz da aslında. sen yoksun çünkü.
evet, seni sadece ben canlı tutuyorum zihnimde.
asıl olan senin mi olmanı istemem, onu da bilmiyorum tabi ki.
biraz tartışsam belki orta yol görünür. ama ben tartışamıyorum.
sen belki biraz baksan, yol bulunur. son tıkanır.
gizemi de yok aklımın, öyle çok bilmişliği de.
belki çözülür diye meydana salmış sorunu, bağdaş kurmuş bekliyor.
yeni şeyleri de biliyor, eskiyi de özlüyor.
ama ona bırakılmaz karar. o daha kendini bilmiyor.
dokunsan ağlar belki. he sevsen de bırakır belki.
gitsen gelir ama oda bıkar. sonu görürse oda yıkar.
dedim ya ne kendini biliyor ne de yol ona düzgün görünüyor.
Zeynep Özer
sen koşarken sevinirim ben de belki.
bir gün seninle bir yürüyüş yapalım.
şöyle uzunca bir öğleden sonrası olsun kelimelerimizin.
bir kaç kişiyi de alalım hatta yanımıza. hani şu sürekli sataştığın bıcırık, alt komşun.
ya da ne bileyim yolda da tanışabiliriz insanlarla.
şu menekşe kokan yolu hatırlıyor musun? hani sağdan sapalım demiştik.
eskiden severdik değil mi bol bol konuşmayı, gülmeyi.
bir sürü soruna bir sürü neşemiz vardı galiba. galiba kaybettik.
öyle çok geç olmamış farz ediyorum saati. yazabilir miyim sana?
sana sen diyebilir miyim? evet yürüyüş yapalım diyecektim, yazabilseydim.
sorma baştan pes etmemin de bir nedeni var elbette.
sıkılınca açıp bir şeyler okuyorum, bir kaç resme bakıyorum.
öyle her zaman seninle değilim anlaşılan. kafam derli toplu da sayılmaz ama.
en son ne zaman başkalarını düşündüğümü soramazsın tabi ki.
ne haddine demeyeceğim ama bunu bil. sende sormayacaksın zaten.
ne kadar geçtiği önemli değil, geçmediği de.
aslında düşündüğüm de söylenemez seni, düşünmediğim de.
biraz dalgınım anlaşılan bu aralar, etraftan da biraz yılgın.
kaç gündür hatırlayamadığım rüyaların kabusu ile dolanıyorum.
bana bir şey anlatmaya çalışıyorlar belki de.
ürkütücü bu durum biraz da aslında. sen yoksun çünkü.
evet, seni sadece ben canlı tutuyorum zihnimde.
asıl olan senin mi olmanı istemem, onu da bilmiyorum tabi ki.
biraz tartışsam belki orta yol görünür. ama ben tartışamıyorum.
sen belki biraz baksan, yol bulunur. son tıkanır.
gizemi de yok aklımın, öyle çok bilmişliği de.
belki çözülür diye meydana salmış sorunu, bağdaş kurmuş bekliyor.
yeni şeyleri de biliyor, eskiyi de özlüyor.
ama ona bırakılmaz karar. o daha kendini bilmiyor.
dokunsan ağlar belki. he sevsen de bırakır belki.
gitsen gelir ama oda bıkar. sonu görürse oda yıkar.
dedim ya ne kendini biliyor ne de yol ona düzgün görünüyor.
Zeynep Özer
13 Ocak 2015 Salı
Temsili Bir Yakınlık
belki bir gün, uzanıp çimlere, sessizliğe gömülebileceğiz seninle.
içimizden bin bir nasihat gökyüzüne göz kırpacağız.
arada dönüp bir bakış atacağız belki?
orada mı kalbimiz, bir fısıldayacağız.
az biraz daha sabretsek, kim bilir ne olacak?
gizemli bir ilkbahar yosunu gibi akşam,
girdap girdap üzerine sanki duvarları.
içinden bir kıvılcım alınacak bir his,
dışarıdan gelecek küçük bir kıvılcım.
devasa bir şekilde korkuyor gözlerimiz.
kımıltısız miskin ve mistik bakıyor.
faslı geçen bir türkü gibi şimdi gidişin.
parmaklarını kenetlemişsin bir zindana,
havada hareket yok.
git diyor belki sırra kadem basmış sözlerim.
bir kaç aydınlık, portredesin sen birazda,
sekiz kat dışarıda ama temsili bir yakınlıktasın.
yapısı bozuk, imarı yasak bir yaşam,
mevsimi kırık, fedaisi üzgün bir aşk.
Zeynep Özer
içimizden bin bir nasihat gökyüzüne göz kırpacağız.
arada dönüp bir bakış atacağız belki?
orada mı kalbimiz, bir fısıldayacağız.
az biraz daha sabretsek, kim bilir ne olacak?
gizemli bir ilkbahar yosunu gibi akşam,
girdap girdap üzerine sanki duvarları.
içinden bir kıvılcım alınacak bir his,
dışarıdan gelecek küçük bir kıvılcım.
devasa bir şekilde korkuyor gözlerimiz.
kımıltısız miskin ve mistik bakıyor.
faslı geçen bir türkü gibi şimdi gidişin.
parmaklarını kenetlemişsin bir zindana,
havada hareket yok.
git diyor belki sırra kadem basmış sözlerim.
bir kaç aydınlık, portredesin sen birazda,
sekiz kat dışarıda ama temsili bir yakınlıktasın.
yapısı bozuk, imarı yasak bir yaşam,
mevsimi kırık, fedaisi üzgün bir aşk.
Zeynep Özer
11 Ocak 2015 Pazar
Nesilden nesile
Girdaplarla kaplı bir yolun sonunda yer bulmuşcasına ümitliyiz hepimiz.
Hem de sonumuza dört gözle bakmış, onu görmüşken.
Nesilden nesile bir nefes olarak varız ne yazık ki.
Ve farkında olmadan yara-bere depolayarak büyüyoruz.
Vakti gelince bizi buluyorlar ve su yüzüne çıkıyorlar.
Zeynep Özer
Hem de sonumuza dört gözle bakmış, onu görmüşken.
Nesilden nesile bir nefes olarak varız ne yazık ki.
Ve farkında olmadan yara-bere depolayarak büyüyoruz.
Vakti gelince bizi buluyorlar ve su yüzüne çıkıyorlar.
Zeynep Özer
2 Ocak 2015 Cuma
Uçurumdaki Kelimeler ve Ben
Birden bire hayatına giren bir fon müziğidir kelimeler. Ve benim kelimelerim, onları bir uçurumun yeşillenmiş kenarında yapayalnız buldum. Hem mutluydular, hem mutsuz. Bir bakıma çevrelemişlerdi doğayı, ona güzellik sunmuşlardı. ama bu benim gördüğümdü. Peki ya görmediğim ama diğerlerince apaçık olan? İşte orada bir hiçlik diyorlardı. Uçurumun kenarında duran ve öylesine bir kaç ıvır zıvırmış onlar meğer! İşte görünen...
Birden bire hayatımdan atmak istedim tüm geride kalan ve o açıklığı görenleri. Neydi onlarda fazla, bende eksik? Neydi onlarda hiçlik, bende görünmezlik olan? Önemli miydi ya da tüm bunlar? Değildi! Ben almıştım, ben kullanmıştım tüm o uçurum kenarındaki eksikliği. Benim için vardı onlar ve kullanılmaya değer en güzel harflerin dansına sahiplerdi.
Birden fark ettim ki onları da bana benzediği için sevmişim. Tüm diğer şeylere rağmen alıp başlarını gidemiyorlardı. Kaçınılmaz olanı bilseler de onlarda bir tek çevreye yararlıydılar. Kendileri için bir şey yapamıyorlardı onlarda.
Onlarda sadece seviyorlardı ve diğer hiç bir şeyi umursamıyorlardı. Bir kesinlikti ki onlarında sonu yoktu, benimde. Kötü mü olmuştu şimdi? İşte şimdi onlarda, bende en güzel besteye sahiptik. Hem zaten böylesine aynıyken neden bıraksaydım ki onları? Neden diğerlerinin hiçliğine terk etseydim ki?
Onlarda da bir keşfedilmemişlik vardı, bende de. Sanki onlar, ben onları keşfederken keşfolmamı bekliyorlardı.. Sesime değilde belki kalbime ulaşırlardı. Ve tabi oradan kalemime. En sevdiğim olurlardı böylece, kim bilir?
Biraz daha yazsak sanki o geçen zaman yok olacaktı. Onlarında bildiği gibi durmayacaktık.
Belki biraz durup düşünmeliydik. Neydi onlardaki hiçlik? Nedendi? Çok mu sevmişlerdi? Çok mu seviliyorlardı? Yoksa çok mu körlerdi? Çok mu saklamışlardı acılarını ya da? Ve bu yüzden okuyamamış, görememiş, görmemişlerdi. Evet kesinlikle onlar kördü. Yoksa biz bu kadar bizi görmüşken onların yaptığı görmemezlik olurdu. Ne yani ciddi değiller miydi? Es geçmelerini göreceğimiz gerçeği hiç mi umursatmıyordu kendini? Yoksa bizi unutmuşlar mıydı, ya da unutmak mı istemişlerdi?
Baktık ki biraz daha düşünsek nefret edeceğiz, biraz daha baksak uyku haram olacak.
Değmese de sevelim dedik. Zamanı boş verdik, körleri bir de biz görmeyelim dedik. Ama ne biz görmemezlikten gelebildik ne de onlar bizi gördü.
Çok sonraları bir daha düşünmeyelim dedik Bir daha sevmeyelim bir de! Kendimize ve birbirimize yalanı apaçık bir söz verdik böylece...
Gel zaman git zaman yine bir tek biz olduk. Sokakta, orada, şurada ve içeride bir sürüydüler. Bakıyor ama görmüyorlardı bizi. Sanki sadece bakıyorlardı. Anlamak bir sonraya bıraktıkları bir aşama bile değildi henüz. Ve umut bizde olmayan tek şeydi. Yine de sevebilirdik onları, ama bizi bizim gibi sevmelerini umut edemezdik.
Hakkımızda değildi bizce neden olsundu?
En iyi yoldu sadece yazmak ve gerisi için ne olacak düşünmemek.
Görmüyorlardı, olsundu görmesinler!
Sevmiyorlardı, olsundu sevmesinler!
Okumuyorlardı, olsundu okumasınlar!
Tanımıyorlardı, olsundu tanımasınlar!
Ve en çokta değer vermiyorlardı, olsundu!
Biz bize yeterdik belki. Belki umudumuz olurduk. Kim bilir belkide bir satıra bir gülücük; bir kıtaya bir sevgi derken değerlenirdik.
Biz bize yeterdik belki. Belkide kapısı açık olan tek sevgiyi bulan başkalarıda olurdu. Belkide daga fazla yardım ederdik, kör bile olsalar.
Biz bize yeterdik belki. Belkide ağlardık bir gün birlikte. Hem kağıda dolar, hem akar giderdik. Ama yine de biz bize yeterdik!
Zeynep Özer
Birden bire hayatımdan atmak istedim tüm geride kalan ve o açıklığı görenleri. Neydi onlarda fazla, bende eksik? Neydi onlarda hiçlik, bende görünmezlik olan? Önemli miydi ya da tüm bunlar? Değildi! Ben almıştım, ben kullanmıştım tüm o uçurum kenarındaki eksikliği. Benim için vardı onlar ve kullanılmaya değer en güzel harflerin dansına sahiplerdi.
Birden fark ettim ki onları da bana benzediği için sevmişim. Tüm diğer şeylere rağmen alıp başlarını gidemiyorlardı. Kaçınılmaz olanı bilseler de onlarda bir tek çevreye yararlıydılar. Kendileri için bir şey yapamıyorlardı onlarda.
Onlarda sadece seviyorlardı ve diğer hiç bir şeyi umursamıyorlardı. Bir kesinlikti ki onlarında sonu yoktu, benimde. Kötü mü olmuştu şimdi? İşte şimdi onlarda, bende en güzel besteye sahiptik. Hem zaten böylesine aynıyken neden bıraksaydım ki onları? Neden diğerlerinin hiçliğine terk etseydim ki?
Onlarda da bir keşfedilmemişlik vardı, bende de. Sanki onlar, ben onları keşfederken keşfolmamı bekliyorlardı.. Sesime değilde belki kalbime ulaşırlardı. Ve tabi oradan kalemime. En sevdiğim olurlardı böylece, kim bilir?
Biraz daha yazsak sanki o geçen zaman yok olacaktı. Onlarında bildiği gibi durmayacaktık.
Belki biraz durup düşünmeliydik. Neydi onlardaki hiçlik? Nedendi? Çok mu sevmişlerdi? Çok mu seviliyorlardı? Yoksa çok mu körlerdi? Çok mu saklamışlardı acılarını ya da? Ve bu yüzden okuyamamış, görememiş, görmemişlerdi. Evet kesinlikle onlar kördü. Yoksa biz bu kadar bizi görmüşken onların yaptığı görmemezlik olurdu. Ne yani ciddi değiller miydi? Es geçmelerini göreceğimiz gerçeği hiç mi umursatmıyordu kendini? Yoksa bizi unutmuşlar mıydı, ya da unutmak mı istemişlerdi?
Baktık ki biraz daha düşünsek nefret edeceğiz, biraz daha baksak uyku haram olacak.
Değmese de sevelim dedik. Zamanı boş verdik, körleri bir de biz görmeyelim dedik. Ama ne biz görmemezlikten gelebildik ne de onlar bizi gördü.
Çok sonraları bir daha düşünmeyelim dedik Bir daha sevmeyelim bir de! Kendimize ve birbirimize yalanı apaçık bir söz verdik böylece...
Gel zaman git zaman yine bir tek biz olduk. Sokakta, orada, şurada ve içeride bir sürüydüler. Bakıyor ama görmüyorlardı bizi. Sanki sadece bakıyorlardı. Anlamak bir sonraya bıraktıkları bir aşama bile değildi henüz. Ve umut bizde olmayan tek şeydi. Yine de sevebilirdik onları, ama bizi bizim gibi sevmelerini umut edemezdik.
Hakkımızda değildi bizce neden olsundu?
En iyi yoldu sadece yazmak ve gerisi için ne olacak düşünmemek.
Görmüyorlardı, olsundu görmesinler!
Sevmiyorlardı, olsundu sevmesinler!
Okumuyorlardı, olsundu okumasınlar!
Tanımıyorlardı, olsundu tanımasınlar!
Ve en çokta değer vermiyorlardı, olsundu!
Biz bize yeterdik belki. Belki umudumuz olurduk. Kim bilir belkide bir satıra bir gülücük; bir kıtaya bir sevgi derken değerlenirdik.
Biz bize yeterdik belki. Belkide kapısı açık olan tek sevgiyi bulan başkalarıda olurdu. Belkide daga fazla yardım ederdik, kör bile olsalar.
Biz bize yeterdik belki. Belkide ağlardık bir gün birlikte. Hem kağıda dolar, hem akar giderdik. Ama yine de biz bize yeterdik!
Zeynep Özer
Şımarık Bir Gülüşü De!
Birazdan biri fısıldayarak gelecek karanlığa.
Öyle engin bakacak ki gözleri,
Belası olacak göz bebeklerimin.
Ve ben yine korkacağım,
Şimdiden de korkmuyor muyum zaten?
Ya sen, sen korkmuyor musun?
Mesela çoktan gittiyse diye,
Çakmak yakıldı ve kül olduysa hayalin?
Şimdiye kadar,
Sonraya kader.
Zamanı yok ama beklemenin, bil.
Saklananı çok ama, bunu da bil.
Susanı da bağıranı da bol.
Örsü de var gelenin,
Şımarık bir gülüşü de!
En çok ne var peki,
Onu biliyor muyuz?
Evet şunu da ben biliyorum;
Aşk yok, aşksızlık mı, o da yok!
Olan tek şey bilinmezlik.
Zeynep Özer
Öyle engin bakacak ki gözleri,
Belası olacak göz bebeklerimin.
Ve ben yine korkacağım,
Şimdiden de korkmuyor muyum zaten?
Ya sen, sen korkmuyor musun?
Mesela çoktan gittiyse diye,
Çakmak yakıldı ve kül olduysa hayalin?
Şimdiye kadar,
Sonraya kader.
Zamanı yok ama beklemenin, bil.
Saklananı çok ama, bunu da bil.
Susanı da bağıranı da bol.
Örsü de var gelenin,
Şımarık bir gülüşü de!
En çok ne var peki,
Onu biliyor muyuz?
Evet şunu da ben biliyorum;
Aşk yok, aşksızlık mı, o da yok!
Olan tek şey bilinmezlik.
Zeynep Özer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)