2 Ocak 2015 Cuma

Uçurumdaki Kelimeler ve Ben

    Birden bire hayatına giren bir fon müziğidir kelimeler. Ve benim kelimelerim, onları bir uçurumun yeşillenmiş kenarında yapayalnız buldum. Hem mutluydular, hem mutsuz. Bir bakıma çevrelemişlerdi doğayı, ona güzellik sunmuşlardı. ama bu benim gördüğümdü. Peki ya görmediğim ama diğerlerince apaçık olan? İşte orada bir hiçlik diyorlardı. Uçurumun kenarında duran ve öylesine bir kaç ıvır zıvırmış onlar meğer! İşte görünen...

    Birden bire hayatımdan atmak istedim tüm geride kalan ve o açıklığı görenleri. Neydi onlarda fazla, bende eksik? Neydi onlarda hiçlik, bende görünmezlik olan? Önemli miydi ya da tüm bunlar? Değildi! Ben almıştım, ben kullanmıştım tüm o uçurum kenarındaki eksikliği. Benim için vardı onlar ve kullanılmaya değer en güzel harflerin dansına sahiplerdi.

    Birden fark ettim ki onları da bana benzediği için sevmişim. Tüm diğer şeylere rağmen alıp başlarını gidemiyorlardı. Kaçınılmaz olanı bilseler de onlarda  bir tek çevreye yararlıydılar. Kendileri için bir şey yapamıyorlardı onlarda.

    Onlarda sadece seviyorlardı ve diğer hiç bir şeyi umursamıyorlardı. Bir kesinlikti ki onlarında sonu yoktu, benimde. Kötü mü olmuştu şimdi? İşte şimdi onlarda, bende en güzel besteye sahiptik. Hem zaten böylesine aynıyken neden bıraksaydım ki onları? Neden diğerlerinin hiçliğine terk etseydim ki?

    Onlarda da bir keşfedilmemişlik vardı, bende de. Sanki onlar, ben onları keşfederken keşfolmamı bekliyorlardı.. Sesime değilde belki kalbime ulaşırlardı. Ve tabi oradan kalemime. En sevdiğim olurlardı böylece, kim bilir?

    Biraz daha yazsak sanki o geçen zaman yok olacaktı. Onlarında bildiği gibi durmayacaktık.

    Belki biraz durup düşünmeliydik. Neydi onlardaki hiçlik? Nedendi? Çok mu sevmişlerdi? Çok mu seviliyorlardı? Yoksa çok mu körlerdi? Çok mu saklamışlardı acılarını ya da? Ve bu yüzden okuyamamış, görememiş, görmemişlerdi. Evet kesinlikle onlar kördü. Yoksa biz bu kadar bizi görmüşken onların yaptığı görmemezlik olurdu. Ne yani ciddi değiller miydi? Es geçmelerini göreceğimiz gerçeği hiç mi umursatmıyordu kendini? Yoksa  bizi  unutmuşlar mıydı, ya da unutmak mı istemişlerdi?

    Baktık ki biraz daha düşünsek nefret edeceğiz, biraz daha baksak uyku haram olacak.

    Değmese de sevelim dedik. Zamanı boş verdik, körleri bir de biz görmeyelim dedik. Ama ne biz görmemezlikten gelebildik ne de onlar bizi gördü.

   Çok sonraları bir daha düşünmeyelim dedik Bir daha sevmeyelim bir de!  Kendimize ve birbirimize yalanı apaçık bir söz verdik böylece...

   Gel zaman git zaman yine bir tek biz olduk. Sokakta, orada, şurada ve içeride bir sürüydüler. Bakıyor ama görmüyorlardı bizi. Sanki sadece bakıyorlardı. Anlamak bir sonraya bıraktıkları bir aşama bile değildi henüz. Ve umut bizde olmayan tek şeydi. Yine de sevebilirdik onları, ama bizi bizim gibi sevmelerini umut edemezdik.

    Hakkımızda değildi bizce neden olsundu?
    En iyi yoldu sadece yazmak ve gerisi için ne olacak düşünmemek.  
 
    Görmüyorlardı, olsundu görmesinler!
    Sevmiyorlardı, olsundu sevmesinler!
    Okumuyorlardı, olsundu okumasınlar!
    Tanımıyorlardı, olsundu tanımasınlar!
    Ve en çokta değer vermiyorlardı, olsundu!

    Biz bize yeterdik belki. Belki umudumuz olurduk. Kim bilir belkide bir satıra bir gülücük; bir kıtaya bir sevgi derken değerlenirdik.

    Biz bize yeterdik belki. Belkide kapısı açık olan tek sevgiyi bulan başkalarıda olurdu. Belkide daga fazla yardım ederdik, kör bile olsalar.

    Biz bize yeterdik belki. Belkide ağlardık bir gün birlikte. Hem kağıda dolar, hem akar giderdik. Ama yine de biz bize yeterdik!


 Zeynep Özer