harici bir an yaşayalım seninle.
ben sana sorular sorarken kaybolan ay, sen bana bakarken ölmüş kömür ol.
şarkılar dinlerken dans eder bulalım kendimizi.
mesela yerdeki, gökteki ne varsa hesaplayıp düşünelim.
bizi biz yapacaksa eğer seni de sevelim.
birlikte.
belki biraz da beni.
ya da unutalım şimdi seni, ben,.
biz olsak ya.
öyle umut falan da yokken.
olanla.
olmayanla.
belki de geç kaldık.
belki henüz çok erkendir.
sanki en derli toplu saatlerimdeyim. işim yok.
sen yoksun.
yazılar var.
şarkılar var.
yürünecek tonlarca yol gidecek sürüyle yön var.
onlar varken sen yoksun herhalde.
yoksa ben mi şizofrene bağlıyorum?
söylesene sen.
beni seni cidden seviyor muyum?
Çılgın, deli, uçuk, kaçık, karmaşık, durgun, akıllı, düzgün, güzel, çirkin. Kim nasıl tanımlıyorsa benim/senin öyle olmadığına... Hayalci.
27 Şubat 2015 Cuma
12 Şubat 2015 Perşembe
İlhamıma Katıyorum Seni Arada
Ve yine karşıma çıkan kocaman bir yol.
Sağında solunda ne engel ne de hırs var.
Sessizlik hâlâ hakim sanırım kalbimde.
Dinlenen şarkılardan bir bir ayıklıyor dilim mısraları.
Sanki yokluk anında birden fırlatacak teker teker!
Bunları aldım kalbine sen yokken dermişcesine.
-'Yokluğunun getirileri ve götürüleri işte al hepsi!' diyecek.
Ya tamamen susacağım ya da bir daha hiç gözlerime bakmayacaksın.
Hangisinden yana bir razılık göstereceksin acaba?
Şimdi bir hecede sen topla oradan buradan.
Bence lazım olacak sana.
Anlatırsan eğer, konuşursan eğer.
Bakarsan gözlerime, aşkla olmasa da sevgiyle belki?
Belki de hâlâ kim olduğunu bilmeyen bir tırtıl gibisin.
Zamana bıraktığın şeyleri yok edeceksin belkide.
Kim bilir en büyük isteğini de aynı çabayla gerçekleştirecek ve unutacaksın..
Ya da yiteceksin kendini adını kaybetmiş bir sonbahar günü.
Belki de imkansıza inanan bir birey olacaksın günü gelince.
Rastlantı olacak ve görüneceksin belki.
Gittiğin yerden biraz sevgi getireceksin belki, getirecek misin acaba?
Dönüş yolunda mı geleceğiz aklına yoksa.
Sustuğun anların kurbanı mı olacak sevgi?
Öylece bırakıp gidebilecek misin sende hayalleri?
-'Hani hayal kurmak serbestte yaşamak serbest mi?' desen,
-Bilmiyorum derim ben yine.
Ama bir bir bakarım aşkla gözlerine.
Susturmam, anlatırlar.
Belki artık konuşmaz dilim bunu,
Yılmış ve yitmiş olduğunu görmen için.
Değdi mi diye sorgularsın, belki diye.
Girdap ve çıkmaz mı sence şimdi?
Ne yani gelecek mi biraz daha parlak olan?
Ki sen hâlâ geçmiştesin.
Ben, evet ben fazla da düşünmüyorum artık.
Sadece alıp arada ilhamıma katıyorum seni.
Sadece kalemime yazdırıyorum seni.
Gülüşlerini sadece onlarla görüyorum.
Gidişini sadece hüzne ortak ediyorum.
Ve ben biraz biraz senden,
Biraz biraz da benden yok olup, gidiyorum.
Zeynep Özer
Sağında solunda ne engel ne de hırs var.
Sessizlik hâlâ hakim sanırım kalbimde.
Dinlenen şarkılardan bir bir ayıklıyor dilim mısraları.
Sanki yokluk anında birden fırlatacak teker teker!
Bunları aldım kalbine sen yokken dermişcesine.
-'Yokluğunun getirileri ve götürüleri işte al hepsi!' diyecek.
Ya tamamen susacağım ya da bir daha hiç gözlerime bakmayacaksın.
Hangisinden yana bir razılık göstereceksin acaba?
Şimdi bir hecede sen topla oradan buradan.
Bence lazım olacak sana.
Anlatırsan eğer, konuşursan eğer.
Bakarsan gözlerime, aşkla olmasa da sevgiyle belki?
Belki de hâlâ kim olduğunu bilmeyen bir tırtıl gibisin.
Zamana bıraktığın şeyleri yok edeceksin belkide.
Kim bilir en büyük isteğini de aynı çabayla gerçekleştirecek ve unutacaksın..
Ya da yiteceksin kendini adını kaybetmiş bir sonbahar günü.
Belki de imkansıza inanan bir birey olacaksın günü gelince.
Rastlantı olacak ve görüneceksin belki.
Gittiğin yerden biraz sevgi getireceksin belki, getirecek misin acaba?
Dönüş yolunda mı geleceğiz aklına yoksa.
Sustuğun anların kurbanı mı olacak sevgi?
Öylece bırakıp gidebilecek misin sende hayalleri?
-'Hani hayal kurmak serbestte yaşamak serbest mi?' desen,
-Bilmiyorum derim ben yine.
Ama bir bir bakarım aşkla gözlerine.
Susturmam, anlatırlar.
Belki artık konuşmaz dilim bunu,
Yılmış ve yitmiş olduğunu görmen için.
Değdi mi diye sorgularsın, belki diye.
Girdap ve çıkmaz mı sence şimdi?
Ne yani gelecek mi biraz daha parlak olan?
Ki sen hâlâ geçmiştesin.
Ben, evet ben fazla da düşünmüyorum artık.
Sadece alıp arada ilhamıma katıyorum seni.
Sadece kalemime yazdırıyorum seni.
Gülüşlerini sadece onlarla görüyorum.
Gidişini sadece hüzne ortak ediyorum.
Ve ben biraz biraz senden,
Biraz biraz da benden yok olup, gidiyorum.
Zeynep Özer
11 Şubat 2015 Çarşamba
Seninle Bir Kahkahaya Ortak Olurduk
Gelsen seninle bir 'kahkahaya' ortak olurduk.
Belki o zaman gülerdi talih.
Sıfatları yok olurdu belki zamanın.
Muallak bir günlüğüne sıfırlanırdı.
Sesinin tınısı da daha yakın olurdu hem!
Belki o zaman gülerdi talih.
Sıfatları yok olurdu belki zamanın.
Muallak bir günlüğüne sıfırlanırdı.
Sesinin tınısı da daha yakın olurdu hem!
Diyorum ki unutmasak öyle .
Susmanın da konuşmanın da çare olmadığını,
Çarenin de olmadığını bile bile.
Susmanın da konuşmanın da çare olmadığını,
Çarenin de olmadığını bile bile.
Sen işte bir kaç vakte kadar gelsen diyorum,
Bir kaç dediğime bakma sen tez gel.
Bir kaç dediğime bakma sen tez gel.
Zeynep Özer
5 Şubat 2015 Perşembe
Kalem Utanır
ve gün yine buldu bir şeyler, seni bana hatırlatacak.
o kadar hiçliğe rağmen sevindirdi mesela.
gözümü kapatasım kadar yakınıma getirdi seni.
bakışlardaki yoksulluk kadar özlemişim meğer seni.
iki adım uzaklığına da olsa...
bir ömürdeki yakınlığınla da olsa...
acı olanı da aklıma getirmemek elde değil,
bende olduğun kadar sende yokum.
sebep-sonuç ya da var-yok bu aşk.
masal kadar uzun da değil, sana güzelde belki...
yazsan kağıt yeter, kalem utanır.
tükenmez değil ya anılarımız!
uzun sayılmazdı belki de kısaydı bizde olan,
belkide yok artık bize kalan.
kalan uzaklık, kalan olmayıştı belki.
ben ortalıkta kalmışım, yok olmuşum.
rengimi sana armağan etmişim ben.
suskunluğumu seninle bozmuş,
ama yine susmuşum.
bazı bazı seslerini duyuruyor yerler.
gördüklerim sensin, gözümün kapalı olduğu da.
içimdeki ahdede bile varsın sanki.
iki zavallıdan teki bile olamayabilirim,
yalnızca bir zavallı mı yani?
teoman'ın bir şarkısından alınacak sözümüz olursa;
sonumuz böyle olmayabilirdi..
ne sen tahir olabilirsin! ne de ben zühre!
Zeynep Özer
o kadar hiçliğe rağmen sevindirdi mesela.
gözümü kapatasım kadar yakınıma getirdi seni.
bakışlardaki yoksulluk kadar özlemişim meğer seni.
iki adım uzaklığına da olsa...
bir ömürdeki yakınlığınla da olsa...
acı olanı da aklıma getirmemek elde değil,
bende olduğun kadar sende yokum.
sebep-sonuç ya da var-yok bu aşk.
masal kadar uzun da değil, sana güzelde belki...
yazsan kağıt yeter, kalem utanır.
tükenmez değil ya anılarımız!
uzun sayılmazdı belki de kısaydı bizde olan,
belkide yok artık bize kalan.
kalan uzaklık, kalan olmayıştı belki.
ben ortalıkta kalmışım, yok olmuşum.
rengimi sana armağan etmişim ben.
suskunluğumu seninle bozmuş,
ama yine susmuşum.
bazı bazı seslerini duyuruyor yerler.
gördüklerim sensin, gözümün kapalı olduğu da.
içimdeki ahdede bile varsın sanki.
iki zavallıdan teki bile olamayabilirim,
yalnızca bir zavallı mı yani?
teoman'ın bir şarkısından alınacak sözümüz olursa;
sonumuz böyle olmayabilirdi..
ne sen tahir olabilirsin! ne de ben zühre!
Zeynep Özer
4 Şubat 2015 Çarşamba
günden günce
ve bugün muhteşem bir enerjiyle evden çıkmıştım oysa. lise arkadaşlarımla buluşacak ve mutlu şekilde eve gelecektim. olmadı mı? oldu. ama tek farkla eve geldiğimde teyzemin bize geldiğini gördüm. kapıyı o açtı. kapıda dolabın üzerinde olması gereken bir kutu! içindeki sorduğumda yastığın evde çiçeğin çöpe gidiyor olduğunu öğrendim. evet yastık önemli ama çiçek önemli değildi. buraya kadar tahammül edilesi. ama sonrası benim için facia... eşyalarına dokulmasından gram hoşlanmayan odasına gelinmesini dahi sevmeyen biriyim ben. ilk gördüğüm erimiş sonra donmuş o petito oldu. şükür ki biride onu yeyip çöpünü bırakmamıştı! son böyle olmazdı... daha sonra dolabımdaki 2 kutumun eşyalarımı dizdiğim rafın, kısaca her yerin, aynı olmadığını gördüm. benim için facia kısmı öyle başladı. o an elime gelen her şeyi kırmak geçti içimden. kapıyı açtım ve kutuyu merdivene boşalttım. tabi ki içinde bir sürü anım! çoğu ıslanmış mahvolmuş... mektuplar kim bilir nerede! anılar hiç oldu... ilk okuldaki o çiçek desenini saklayan insan için anılar ve kalanlar önemlidir, hiç olanlar artık. başım hâlâ çatlıyor. ne kadar ağladım vs umurumda değil ama giden anılarla birlikte öyle bir eksildim ki. sanki kolum kırılmış bacaklarım felç olmuş ve öylece kaldım saat. içimden o 'düzeltilmiş' ama aslında yok edilmiş dolabı tepetaklak aşağı indirmek geçiyor yine. ona bile takat bulamadığım doğru. giden anılarla yaşanmışlıkların da gittiği boğuyor.
şimdi dolap düzgün sözde fazlalıklar gitmiş. ama ben kötüyüm. keşke pislikten çapuldan geçilmeseydi ama bıraktığım gibi olsaydı... keşke
şimdi dolap düzgün sözde fazlalıklar gitmiş. ama ben kötüyüm. keşke pislikten çapuldan geçilmeseydi ama bıraktığım gibi olsaydı... keşke
2 Şubat 2015 Pazartesi
Yetiş Beş!
Yetiş beş! kalbim dört duvara takılıp kaldı.
Ne yazacak dermanım var, ne de son bir ferman kaldı,
Rüyalarımdan çıkıp gelenlerden.
Yanıtlarını dünden bildiğim sorular sorar oldum,
Ve boş boş cümleler aklımda...
En küçük öfkeni nefretim yapışım anlaşılan.
Sinir krizlerimde ilham almışım senden.
'Belki bir ümit perdesi' indi gözlerime.
Neyse ki ona bile olsunu çektim.
Kalbimde kütlelerin ağırlığı,
Tüm kelimeler yer kaplıyor buralarda.
Kalbimde kütlelerin husumeti,
Aklımda yoksulluğun sahipliği var.
Bir nehir havzası kadar sesler,
Enine yalanlarla ortalıkta dolaşıyor.
Karanlıktan çıkan bir ümit var içimde.
Aydınlığı hiç tanımamış.
Fısıltıları hiç duymamış...
Ne yazacak dermanım var, ne de son bir ferman kaldı,
Rüyalarımdan çıkıp gelenlerden.
Yanıtlarını dünden bildiğim sorular sorar oldum,
Ve boş boş cümleler aklımda...
En küçük öfkeni nefretim yapışım anlaşılan.
Sinir krizlerimde ilham almışım senden.
'Belki bir ümit perdesi' indi gözlerime.
Neyse ki ona bile olsunu çektim.
Kalbimde kütlelerin ağırlığı,
Tüm kelimeler yer kaplıyor buralarda.
Kalbimde kütlelerin husumeti,
Aklımda yoksulluğun sahipliği var.
Bir nehir havzası kadar sesler,
Enine yalanlarla ortalıkta dolaşıyor.
Karanlıktan çıkan bir ümit var içimde.
Aydınlığı hiç tanımamış.
Fısıltıları hiç duymamış...
Değişme
Uzun bir gün olacağa benziyor,
Kapattım gözlerimi sana açmak istiyorum!
Ne kadar yürüsem de, koşturmana yetişemem.
Benim sandığım sen olamazsın,
Ama yine de şaşmıyorum olacaklara.
Ya da senin yapacaklarına...
'Değişme hep bildiğim sen ol!' demek isterdim.
Ki bunun için seni tanımamalıydım.
Yokluğunu da bilmezdim hem.
Olmazdın sen, olmazdım ben.
Biz olmayacak bir dünyada,
Biz olmayı ummazdım belki ben de.
Sev demeyi birazda...
Yalnız bırak demeyi belkide!
Bazen de ardından seslenmeyi isterdim,
Duymasan da, görmesen de.
Nifak tohumu deste deste günler.
Kıpırtısız, orantısız saatler.
Beni yok sayan işte hep bu imgeler.
Kapattım gözlerimi sana açmak istiyorum!
Ne kadar yürüsem de, koşturmana yetişemem.
Benim sandığım sen olamazsın,
Ama yine de şaşmıyorum olacaklara.
Ya da senin yapacaklarına...
'Değişme hep bildiğim sen ol!' demek isterdim.
Ki bunun için seni tanımamalıydım.
Yokluğunu da bilmezdim hem.
Olmazdın sen, olmazdım ben.
Biz olmayacak bir dünyada,
Biz olmayı ummazdım belki ben de.
Sev demeyi birazda...
Yalnız bırak demeyi belkide!
Bazen de ardından seslenmeyi isterdim,
Duymasan da, görmesen de.
Nifak tohumu deste deste günler.
Kıpırtısız, orantısız saatler.
Beni yok sayan işte hep bu imgeler.
Çepeçevre!
Çepeçevre sarılmış bir yağmurun altındayım,
Gözlerim kapanmış, açılmıyor.
Bir ses geliyor uzaktan, sen varsın sanki!
Karalar bağlamış binlerce damla.
Yağıyor adım adım üzerime.
Küçüldükçe küçülüyor karanlık,
İçinde tıkılıp kalmışlığımla...
Ellerim hissiz biraz, biraz da sessiz gözlerim.
Sanki bir şey var uzaklarda,
Daha dokunmadan hissettiğim.
Parmaklarımın ucunda tüm sancılar!
Ramak kaldı sanki,
Dokunacağım aydınlığa...
Zeynep Özer
Gözlerim kapanmış, açılmıyor.
Bir ses geliyor uzaktan, sen varsın sanki!
Karalar bağlamış binlerce damla.
Yağıyor adım adım üzerime.
Küçüldükçe küçülüyor karanlık,
İçinde tıkılıp kalmışlığımla...
Ellerim hissiz biraz, biraz da sessiz gözlerim.
Sanki bir şey var uzaklarda,
Daha dokunmadan hissettiğim.
Parmaklarımın ucunda tüm sancılar!
Ramak kaldı sanki,
Dokunacağım aydınlığa...
Zeynep Özer
Aslında Yokluğun
Hayatın dolduramadığı soğuk bir boşluğu burası.
Baktıkça içini karartan bir boşluk.
Ne kadar istense de görmemezlikten gelinemiyor,
Sevilen biri gibi duruyor.
Avane bir insan misalı, durup döner etrafında hayat.
Belki de bir umudun vardır, bir şey bulursun.
Bir boşluk ki hissiz, bir çağrışım bekler.
Ses versen dolduracaksın aslen.
Bu boşluk ruhun,
Bu boşluk yalnızlığın
Aslında boşluk yokluğun!
Zeynep Özer
Baktıkça içini karartan bir boşluk.
Ne kadar istense de görmemezlikten gelinemiyor,
Sevilen biri gibi duruyor.
Avane bir insan misalı, durup döner etrafında hayat.
Belki de bir umudun vardır, bir şey bulursun.
Bir boşluk ki hissiz, bir çağrışım bekler.
Ses versen dolduracaksın aslen.
Bu boşluk ruhun,
Bu boşluk yalnızlığın
Aslında boşluk yokluğun!
Zeynep Özer
Kalıplaşmış Yürüyüşler
Gözü kapalı bir sokaktayım,
Yanı başımda yağmur,
Arkasından dinmek bilmeyen,
Hoyrat bir esinti...
Kalıplaşmış yürüyüşler,
Tek tek adımlar,
Sevmediğini bilmek de iyi.
Bilinmezlikle kaybolmaktansa.
Dinlemese de beni hayat,
Akşam çöktüğü an!
O da biliyor ki haklıyım.
Dillendirmese de haklıyım biliyor.
Kıskacına kapılmış gidiyoruz,
Yayı olmuş uçuyoruz.
Hayat mı bizi şimdi parmaklarının ucunda,
Sessiz bir hıçkırıkla oynatan.
Yıldızların izinden giden bir aşk.
Bulutlar yine girmiş birbirine.
Başka bir ad seç kendine,
Güneşten olsun ve beni ansın!
Zeynep Özer
Yanı başımda yağmur,
Arkasından dinmek bilmeyen,
Hoyrat bir esinti...
Kalıplaşmış yürüyüşler,
Tek tek adımlar,
Sevmediğini bilmek de iyi.
Bilinmezlikle kaybolmaktansa.
Dinlemese de beni hayat,
Akşam çöktüğü an!
O da biliyor ki haklıyım.
Dillendirmese de haklıyım biliyor.
Kıskacına kapılmış gidiyoruz,
Yayı olmuş uçuyoruz.
Hayat mı bizi şimdi parmaklarının ucunda,
Sessiz bir hıçkırıkla oynatan.
Yıldızların izinden giden bir aşk.
Bulutlar yine girmiş birbirine.
Başka bir ad seç kendine,
Güneşten olsun ve beni ansın!
Zeynep Özer
Git Sadece
Çok uzaklara bak bir gün, hiç durmadan koşarcasına.
Zeynep Özer
Bütün karanlıklara yaz beni.
Unutmak için çırpındığın her an, bir fidan dik toprağıma.
Yeşermesi için değil, çürümesi için dua et.
Olamayacak günler hatırına hatırla beni.
Ve hiç olmayacak hüzünlü günleri de unutma.
Bir kalem al ve çiz etrafını!
Kapkara ve saf bir çizgi olsun.
Ben oradaymışım gibi bırak şimdi.
Git sadece hiç sevmemiş gibi.
Zeynep Özer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)