işte yine başladık zaten olan susma hissini öylece hissetmeye.
en güzel kendimize mi susarız biz?
hani yalandan, maskeyle.
şimdi kimse görmese beni,
öylesine gizlensem ki
öylesine ağlasam.
kimse neden diye sormasa.
ben nedenini söylemesem.
şimdi kimse üzmese kimseyi,
kimse maskelemese hayatı.
öylesine ağlasam.
hiç bir şey olmamış gibi davransa yaşlar,
ama bir o kadar da alsa her şeyi.
alsa ve bana sadece gülücükler bıraksa.
öyle bir maskesizlikle ve gerçeklikle.
keşke ağlasam şimdi,
ve kimse bilmese.
Çılgın, deli, uçuk, kaçık, karmaşık, durgun, akıllı, düzgün, güzel, çirkin. Kim nasıl tanımlıyorsa benim/senin öyle olmadığına... Hayalci.
12 Mart 2016 Cumartesi
hangisine?
belki de hayatı o kadar kısa zamanda istiyoruz ki olacak mı olmayacak mı diye diye zamanı dondurup izleyesimiz geliyor. ama bizim küçük parmaklarımıza tek tek işaret ettiriyor sorunları. unutmadan yaşanacak sakın unutmadan, diyor sanki. öyle güzel gerçekliğe dayandırıyor ki her şeyi biraz sonra ölebiliriz diyemiyoruz. nedeni ise biz de bile apaçık değil. öyle bir sona layığız ki sonu olmamalı. çünkü o kadar geç başlıyor ki. erkenden bize göze kırmaya can atmıyor adeta. neyi ve nedeni bekliyoruz sorsak cevap verecek olan kayıp. biz kayıbız. okuduğumuz iki satırın bize kattığı o son demde bile huzura koşma aşkıya gezinirken biz, zamanı öyle bir yok sayıyoruz ki.
şimdi kalkıp gitsek mi aklımız başımıza döner, kalıp çelişsek mi?şimdi bilemediğimiz şeyleri sandala emanet mi edelim? yoksa bir kıyıdan diğerine umutlar fazla mı gelir?
şimdi örselenmiş mutluluklara mı inanalım? yoksa ucu açık laflara mı?
şimdi kalkıp gitsek mi aklımız başımıza döner, kalıp çelişsek mi?şimdi bilemediğimiz şeyleri sandala emanet mi edelim? yoksa bir kıyıdan diğerine umutlar fazla mı gelir?
şimdi örselenmiş mutluluklara mı inanalım? yoksa ucu açık laflara mı?
9 Mart 2016 Çarşamba
Lütfen Durun
18.05.2015
şimdi içinizden kim kalkıp gitse daha çok üzülürsünüz?
akşamlar gerçekliğini yitirir.
aslında hiç olmadığını öğrendiğimiz kim daha çok bizdedir?
biz bilir miyiz?
biz ne zaman kimi sevmeliyiz bilir miyiz?
karanlıklar gözlerimize perde çekerken kimin gözüyle açılmayı isterdik ki?
kim gelip öpsün isterdik ellerimizi?
acımızı en çok bilen olması için kime vekalet vermeliyiz?
övünmüyor, acındırmıyor diyecek olan kime?
saçmalasak bir gerçeklik için
yaşamak bize, yaşasak bize.
elimiz kolumuz öylesine bağlıyken gerçekten de mutlu muyuz?
olacak mıyız peki?
ayrılsak bile hâlâ bizde içimizde kalacak mı sevgi?
hiç gerek kalmayacak belki, hep olacak.
o sevgi olmasa da, olacak bir başkası...
olacak değil mi?
sevmeyi mi, daha fedakar olmayı mı öğrenmeliyiz,
daha içten sevmek ve sevilmek için?
hayır sadece böyle insanların varlığını kabul edip onları istememiz yeterli.
hiç çaba harcamamışken sevemez, sevilemez miyiz?
istemek çabaların ilk adımı değil mi işte!
ben sevmeyi öylesine seviyorum ki, önemli olan zaten sevmek değil mi?
insanlar tanımayı,
gözlerinin içine bakmayı,
en çok da onların gülüşlerine saklanmayı ne çok seviyorum bir bilseniz.
belki de bu yüzden asıl gelecek olan sevgi erteliyor kendini mi demeliyim?
hayır sevgi beni bulacak demeliyim,
demeliyiz.
bizi evrende dolaşan o samimi ve huzurlu sevgi her zaman bulacak.
hiç sevgiyi hissetmeden gider mi insan?
lütfen durun ve sevginizi haykırın.
Zeynep ÖZER
şimdi içinizden kim kalkıp gitse daha çok üzülürsünüz?
akşamlar gerçekliğini yitirir.
aslında hiç olmadığını öğrendiğimiz kim daha çok bizdedir?
biz bilir miyiz?
biz ne zaman kimi sevmeliyiz bilir miyiz?
karanlıklar gözlerimize perde çekerken kimin gözüyle açılmayı isterdik ki?
kim gelip öpsün isterdik ellerimizi?
acımızı en çok bilen olması için kime vekalet vermeliyiz?
övünmüyor, acındırmıyor diyecek olan kime?
saçmalasak bir gerçeklik için
yaşamak bize, yaşasak bize.
elimiz kolumuz öylesine bağlıyken gerçekten de mutlu muyuz?
olacak mıyız peki?
ayrılsak bile hâlâ bizde içimizde kalacak mı sevgi?
hiç gerek kalmayacak belki, hep olacak.
o sevgi olmasa da, olacak bir başkası...
olacak değil mi?
sevmeyi mi, daha fedakar olmayı mı öğrenmeliyiz,
daha içten sevmek ve sevilmek için?
hayır sadece böyle insanların varlığını kabul edip onları istememiz yeterli.
hiç çaba harcamamışken sevemez, sevilemez miyiz?
istemek çabaların ilk adımı değil mi işte!
ben sevmeyi öylesine seviyorum ki, önemli olan zaten sevmek değil mi?
insanlar tanımayı,
gözlerinin içine bakmayı,
en çok da onların gülüşlerine saklanmayı ne çok seviyorum bir bilseniz.
belki de bu yüzden asıl gelecek olan sevgi erteliyor kendini mi demeliyim?
hayır sevgi beni bulacak demeliyim,
demeliyiz.
bizi evrende dolaşan o samimi ve huzurlu sevgi her zaman bulacak.
hiç sevgiyi hissetmeden gider mi insan?
lütfen durun ve sevginizi haykırın.
Zeynep ÖZER
2 Mart 2016 Çarşamba
GÜLÜMSEYELİM Mİ?
yalan bir rüzgara inananların hayatını yaşıyoruz şimdilerde. olaylar eskimedi, hatalar unutulmadı ve en acısı da yaralar henüz dinmedi. evet belki unutmak üzecektir, beni üzdüğü kadar olursa belki üzüntü azlığına bile sevinebilirim biliyor musun? kendimi tanımlamayı seviyorum sanırım, aslında en çok bir yönümü tanımlamayı. hani istemesem bile, işim varsa bile didine didine ama güzel bir hız ve heyecanla insanlara ulaşma, tanıma ve her kim olduğunu umursamadan yardım etme tarafımı seviyorum. koşullar güven ortamına ulaştıramasa da kısıtlıyor evet ama yine de vazgeçmek müstahak mı? hayır! en çok bu yönümle bilinmeyi de istemiyor değilim. birine yardım etmiş olmak, birinin hayatından bir zorluğu almak ve belki de böylece dünyaya döner sermaye olarak geliş amacımı bulmama ve benliğime kavuşmama yardım edecektir. bazen bunları yazarken bile bencillik ediyor muyum diye düşünmüyor değilim. acaba bu yanım bana mı kalsa, gizlesem mi? daha mı iyi olur diye düşünmüyor değilim. ama gizlenmekten çekindiğim şeyi bile ben apaçık söyleyebiliyorken, belki benimle bu yazı sayesinde daha samimi olacak insanlara kapı açmamak, onlara gizlenin demek avarelik, bencillik değil mi asıl? övünme densin. bencillik densin. allah aşkına kimin umurunda? sadece hiç bir karşılığı , geri dönüşümü maddi olmayacağı halde o manevi haz için hiç bilemeyeceğim bir hayatta, hiç kimse sıfatıyla dahi bir güzelliğin oluşumuna yardımcı olabilecek olmak bana yeter. anlık bir telaşa refahlık bir karşılık almaktan daha büyük bir beklenti kendimden. uzun zamandır kendimle iletişimi kesmedim. onunla karşıma çıkmış bir benlik gibi, bir başka benlik gibi, ilgilendim. bana estek mi oluyor köstek mi tabi ki her ikisi de! inanın en yakınınıza bile söyleyemediğiniz ama içinizi kemiren şeyler var ya hani onları ya da hiç yoktan bomboş bir bilgiyi bile sesli olarak benliğinizle paylaşmak ne güzel arınma biliyor musunuz? sanırım zaman daralmadan kısa geçmeliyiz. kapıları kapatmalı ve süngüleri çekmeliyiz. ve her şeye en baştan gülümsemeyi bilmeliyiz....GÜLÜMSEYELİM Mİ?- Bir DOST
Zeynep ÖZER
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)