Sıcak bir çay geldi bir de.
Ben pek çay sevmem ama ortamın kuralı olmadı mı çay?
Az ötede Kız Kulesi, yanı başımızda tekneler ve martıları.
Masalı bankları da keşfettik mi her şey birden güzelleşti sanki.
Lüks ve gölgesi burnunda tüten kafeslerden uzak...
Bir tanımlama gerekiyorsa; üstü açık ve hayata karışık yaşlı amca mekanı.
Üsküdar'ın buradan çok uğranacak çaycısı olabilir mi artık?
Gelip geçen yolcusunu da, buraya verilmiş olan adı da bilmiyorum.
Bir yandan Begüm İstanbul'un siluetini çalışıyor,
Diğer tarafta Semra çizim dünyasına adım atmaya çalışıyor.
Bugünün cilvesi rüzgar, denizin kokusunu getiriyor yanımıza.
Çay sanki soğukluğunu gizliyor bizden.
Bardaklar küçük, hatıralı,
Tabakları kırmızılı, altın sarılı...
Ve ben eskiye gitmişcesine huzurlu ve dinginim.
Oturup yazı yazmak için seçilmiş bir an, yer sanki.
Burada oturup size kendimi mi anlatacağım,
Karanlıkta kalan beni mi paylaşacağım bilmiyorum.
Üç beş tane horoz var yanı başımızda,
Uyanmaya davet edercesine nasıl da ötüyorlar.
Ruha iyi gelen bir şey olması da garip.
Burayı merak eden olacak mı acaba?
Ben hep okuduğum metinlerdeki anlatılan yerleri merak ederim.
Sonra da unuturum, bulamayacak hissiyle.
Kim bilir belki ileride de zaman zaman oraya gidip oturacağım.
Belki horoz da amca da biz de yok olacağız.
Kim bilir gökdelenlerin çoktan yerle bir ettiği,
Bu dingin ve salaş yer yok olacak.
Tüm insanlığı 10 dakikalığına buraya alsak,
Huzuruyla sohbet etsek.
Herkese tek tek gözlerini kapattırıp, sessizliğe atsam.
Elime bir makine alıp onların birer birer fotoğrafını çekerdim.
O an nasıl göründüklerini merak edenler illaki vardır.
Ben her zaman gözümü kapatıp kendimi denizin, suyun, havanın,
En çok da dünyanın sesine bıraktığımda nasıl göründüğümü,
Kime neyi anımsattığımı merak ederim.
Karşı masada 5-6 amca muhabbette.
Ve bir soru geldi, ben kulaklarıma inanamayacak düzeydeyim;
'Okudun mu Haydar Dümen'i?'
Aslında yazının gidişatı hakkında hiç düşünmemiştim.
Onlar hala güzel ve eşsizler de soruları eşsiz değil işte.
Kendi aralarında bu kadar güzel anlaşmalarının ötesinde,
Aralarında geçen muhabbetler de güzel olsaydı keşke.
Daha böyle ne kadar garipsenecek anlar vardır kim bilir.
Aklımızın bir köşeye sakladığı daha kim bilir ne kadar böyle anı vardır.
Bir yoklasak aslında o kadar çok şey çıkacaktır ki.
Korkularımız, aşklarımız, kim olduğunu bilmediğimiz,
Görmediğimiz birine aşık olmuşuzdur belki.
Olunmaz olduğunu sandığımız şeyleri gerçekleştirmiştir.
Biz kimse duymadan o köşede soğutmuşuzdur belki.
Memnunsak eğer gözümüzü kapatınca yaşamış sayacağız kendimizi.
Değilsek bir köşede soğusak dahi umursamayacağızdır.
Zeynep ÖZER