4 Şubat 2016 Perşembe

henüz her günün yolunun başında değil miyiz zaten?

kendi kendine konuşan insanlar topluluğundan,
tekelleşmiş kalabalıklara dek hepimiz var olmak çabasıyla gidip geliyoruz.
kimine göre ellerimizde birer acı, kimine göre yokluk sevdası.
bugünlerde aklımda olmayan her şey için suçlayacak insanlar arıyorum  gibi.
belki o zamanlar daha da kendini tanıyan bir birey olacağımı sanıyorumdur.
gözümü kapadığımda gerçekten ne istiyorsam,  o gözümün önüne gelir.
izlediğim absürt olaylar,
sevdiğim küçük kıskançlıklar her biri daha bir gerçek olabilir mi?
kırmızıya çalan gökyüzü ve sen.
sen, gerçekten hitap ettiğim kişi misin ki?
buldum desem mesela, olmayınca üzülür müyüm?
bilmiyorum.
seni tanıyalı ne kadar zaman oldu?  olacak?
birinin gözlerinin içi,  benim gözlerimin içine bakmadan birini tanımak?
bu benim için eksik tanımak ve tanışmamış olmak demektir.
durup dururken bir sürü insan tanıyoruz.
bir sürü gözle iletişime geçiyoruz ve her biriyle bağımız ayrı.
birinin gözü, birinin gülüşü veya hırçınlığı her şey böyle.
benim aşk tanımım böyle belirleniyor işte.
aşk denilecek kadar değil belki, bilemiyorum.
seni tanıyor sayılır mıyım?
gözlerinin içi gülüyor mu?
istediğin her an samimi misin?
ya sence bunlar aşk için temel taş olmaya yeterli midir?
sana yetti mi mesela? yoksa zamanında eksikliğini mi gördün?
sen de beni tanımadan gözlerimin içine baktığında sevmeye başlar mısın?
yanılmak kesin bir kaide,  merak etmeli ben yanılıyor da olabilirim.
belki sen gördüğüm sıradan gülüşü, samimiyeti ve sevecenliği olan birisindir.
olamaz mı?
sadece tanıyınca anlaşılacak bir boşluk var bu soruda maalesef.
umarım sen tam insan olursun.
henüz her günün yolunun başında değil miyiz zaten?
ne kadar başında olursak olalım heyecanlar, istekler işte kesin sıradanlık.
sevmek kavramını neden ihtiyaçlarımla özdeştirmiş olabilirim.
sevmek için çevremizde birileri olmadığında,
zamanı duruyor gibi algılamıyor muyuz?
hiç bilmediğim bir sokağı,
dibindeki kum tanelerini bile bildiğim bir sahili de sevmek değil mi ki ihtiyaç.
küçücük dünyasının dışında tavşana döneni de,
böbürlenip soluk alamayanı da seviyorum.
hangimizin sevmek için bahaneleri var da,
buna kulp takan insanları yok?

                                                                       Zeynep ÖZER