11 Aralık 2016 Pazar

Bırak Hayatım Dokunsun Sana

                                                                                                                           
07.04.2014/10.12.2016

Biliyor musun sevgili,
Hiç bir hayalim uzak değil o çukur gamzenden.
İnan içimden kopan istekler yalan değil.
Her yoklukta ben yine de senin peşindeyim.
Sen benim kaybolmuşluğumsun ey sevgili!
Bulmak istediklerim için eteğine tutunmuş düşüyorum.
Sesini titrekçe sana yakınlaştırmayı bekler aşık,
Gözlerine bakıp sana okumayı, seni sevmeyi.
Gizleyemediği sessizliğine sokar seni,
Ört pas edemediği saçmalığına.
Yorgunluğumda bile sana geliyorum sevgili.
Sanki sen isteği kuşatmış tüm dünyamı,
Susamış olabilir miyim sana?
Seviyor olabilir miyim?
Söyleyecek çok söz varken konuşmaya çekinecek miyiz?
Kanmaya muhtaç olabilir miyim sahi?
Bu kadar kapalı mı gözlerim?
Bırak kıskanç olduğumu öğreneyim seninle,
Bırak ellerini tutamamak içimde uğultu olsun,
Bırak sana gelsin gözlerim durup durup,
Bırak sesini dinleyeyim olmadık anlara inat.

Düşünmek Kadar Çok Yoruyor Konuşmak

Şimdiden başlayarak zamanı saydığınızı düşünün. Saniyelerle saymıyorsunuz ama sadece anılarınızı katıp topluyorsunuz. Sadece gerçek zamanı çarpıyorsunuz anılarınızla. Öyle ki elinizde ne kaldı biraz ileriden belli oluyor.
Düşünün ne kadar gerçek, ne kadar yaratıcılık ürünü hayat. Geçen zaman gerçekten geçip gitti mi? Yoksa katkılarıyla size bir teselli ödülü bırakmış mı? Düşünmek kadar çok yoruyor konuşmak, söylemek zor değil kime söyleyeceğini bildiğin zaman. Bak şimdi çarptığın, topladığın o anlara. Hangisi zor zamanların, hangisi yaşanılası bir daha? Zamanın bizden s
ormak istediği şeyler olmalı ve biz bir an önce cevapları hazır birer idealist olarak çıkmalıyız karşısına.
Saniyelerin önemini vurgulayan bir çok yazı ve insan vardır. Peki gerçekten önemli mi saniyeler? Hızla akmaya değer bir anda saniyelerin önemi devede kuş kalır mı yoksa? Geçmeyecekse zaman geçmesi gereken geçmeli hayattan. Onlar gelip geçmeyecek yara açacak ise ne diye yaşıyor olacağız ki hayatta?
Düşününce aslında o kadar karmaşık değil zaman. Kinini kontrol edebildikten sonra hayat çok da acımasız yanıyla gelemiyor sana. Çoğu zaman saniyeleri yaptığımız aletlerde fırlatıyoruz ölüme isabet edene dek. Her şey için düşünmek fikri hem cazip hem de bir o kadar acımasız geliyor. Daha ne kadar yaşamaya başlamadığımızı fark etmeden ömür ölüme koşacak?











Zeynep ÖZER

2 Aralık 2016 Cuma

Hislerle Gizeme Yolculuk

Havada iyice soğudu bir de üstüne soğuk bir rüzgar,
Sıcak bir çay lazım tomurcuk kokulu.
Kokladıkça şimdinin verdiği huzur...
          Bir de sen koksun buralar,
          Sessiz ol, ürkecek göçebe kuşlar.
Ben adım attıkça daha da artsın özlemim.
Göçsün kuşlar, sadece ikimiz,
İkimiz bakalım yağan yağmura.
          Belki bir kuytuda bir gün ışığı sarar bizi,
          Merhaba der bulutlar, merhaba!
Sonra sesin çoğalır kalbimde.
Her nefeste bir daha dirilirim bu soğukta,
Yeter ki ikimiz kalalım yağmurda.
Sıcak bir çay,
Ve eski bir pencere...
          İçeriye soğuk havadan birer tutam ışık girsin,
          Buğusuna saklayalım hatıraları,
          Bir şehir seçelim, ardımızdan dalgalansın.
          Duyanlar bir belirti, bir ses sansın.
Ne  şiirler ne de sözler vazgeçer bu soğuktan,
Aşkımız, bir an var oldu yokluktan,
Yeniden başlamalı insan.
Zaten eskiye gerek de yok tokluktan.
          Ya üşürse şiirler bu soğukluktan?
Isıtacak kadar büyük bir aşk varsa?
           Dinler mi şiirler, onlar dinlenmek ister.
Dinlerler çünkü bu sözleri şiirler bile ilk defa duyacak...
           Onlar zaten kelimelerle her saniye tekrar tanışmaya hevesli.
Şiirler o yüzden bu denli heyecanlıdır zaten.


Taha Çimen-Zeynep Özer

1 Aralık 2016 Perşembe

Bir Boşluktur Zaman

Bir boşluktur zaman
Tutup doldurmak istersin aniden.
Bir yaprak düşer serzenişle,
Lolipopu elinde  bir çocuk köşede,
Ve sen asla yaşlanmayacak gibi yürüyorsun.
Ellerin üşümüş, karışmışsın.
Fısıltılı bir sevdanın seni bulacağına inandırmışsın kendini.
İnançlarına öyle körü körüne bağlanmayı dilemişsin.
Siyaha beyazı katmış canlılığı  yaşatmışsın.
Bir boşluksa zaman, sen bugün onun için hoş gelmişsin.
Saniyeler birbirinin ardından koşarken seni beklemiş,
Hangi pire yakacak bizi yelkovan akrebe hep onu sormuş.
Sen ayırmışsın renklerini.
Sen ayırmışsın hüzünlerini.
Sen ayırmışsın kendini.


Zeynep Özer