Ve yine karşıma çıkan kocaman bir yol.
Sağında solunda ne engel ne de hırs var.
Sessizlik hâlâ hakim sanırım kalbimde.
Dinlenen şarkılardan bir bir ayıklıyor dilim mısraları.
Sanki yokluk anında birden fırlatacak teker teker!
Bunları aldım kalbine sen yokken dermişcesine.
-'Yokluğunun getirileri ve götürüleri işte al hepsi!' diyecek.
Ya tamamen susacağım ya da bir daha hiç gözlerime bakmayacaksın.
Hangisinden yana bir razılık göstereceksin acaba?
Şimdi bir hecede sen topla oradan buradan.
Bence lazım olacak sana.
Anlatırsan eğer, konuşursan eğer.
Bakarsan gözlerime, aşkla olmasa da sevgiyle belki?
Belki de hâlâ kim olduğunu bilmeyen bir tırtıl gibisin.
Zamana bıraktığın şeyleri yok edeceksin belkide.
Kim bilir en büyük isteğini de aynı çabayla gerçekleştirecek ve unutacaksın..
Ya da yiteceksin kendini adını kaybetmiş bir sonbahar günü.
Belki de imkansıza inanan bir birey olacaksın günü gelince.
Rastlantı olacak ve görüneceksin belki.
Gittiğin yerden biraz sevgi getireceksin belki, getirecek misin acaba?
Dönüş yolunda mı geleceğiz aklına yoksa.
Sustuğun anların kurbanı mı olacak sevgi?
Öylece bırakıp gidebilecek misin sende hayalleri?
-'Hani hayal kurmak serbestte yaşamak serbest mi?' desen,
-Bilmiyorum derim ben yine.
Ama bir bir bakarım aşkla gözlerine.
Susturmam, anlatırlar.
Belki artık konuşmaz dilim bunu,
Yılmış ve yitmiş olduğunu görmen için.
Değdi mi diye sorgularsın, belki diye.
Girdap ve çıkmaz mı sence şimdi?
Ne yani gelecek mi biraz daha parlak olan?
Ki sen hâlâ geçmiştesin.
Ben, evet ben fazla da düşünmüyorum artık.
Sadece alıp arada ilhamıma katıyorum seni.
Sadece kalemime yazdırıyorum seni.
Gülüşlerini sadece onlarla görüyorum.
Gidişini sadece hüzne ortak ediyorum.
Ve ben biraz biraz senden,
Biraz biraz da benden yok olup, gidiyorum.
Zeynep Özer