13 Ekim 2015 Salı

iyiyken gidebiliyor musun sen onu söyle?

nedense uzaktan göremiyoruz hayatı, gözlerimiz hep kapalı kutulara haykırmak istiyor. hangi taşa, hangi duvara gitsek yolumuzu kesen hayatlarımıza kimi alalım şimdi biz?  kim gerçekçi bize, kim sonsuz? hangi ile gitsek severiz sevilecek ne kadar çok şey varsa? neden bazı şeyleri hem ister hem uzaktan sadece bakar oluyoruz? neden sevmek için onca kapı varken gözlerimizi sadece uzaktan gördüklerimizle yetindiriyoruz. yanında olmak birinin, gözyaşına yaş katmadan... bilemediği her anı ona güzellik sunarak öğreterek olmaz mı? herkese eşit davranabilecek kadar yüreğe sahip miyiz biz? herkese sevgisi, ilgisi kadar değer verecek insanlar mıyız biz? seslere ses katmadan alıp başımızı, kulağımızda ses, dilimizde bir nakarat olarak yaşayabilir miyiz? hangi şarkıya hasret gidebiliriz söyleseniz bir kere! ezbere bilsek onu da! ne zaman gidecek gibi olsanız sadece gidiyorum deseniz mesela. ne kırıp dökseniz ne de kalmasa bir uhde kalpte. öylece gidiyorum kırmadan ama değerinden kaybetmeden gidiyorum deseniz. boş yollarda olsa geldim ben ama dolmuyor yolum ben gidiyorum deseniz. elinizden tutarız evet, evet biraz çabalar bırakmayız. ama gidecekseniz siz zaten gidersiniz! sadece sevilen yönlerinizi unutturmadan, iyi olarak hatırlanarak gidin. belki hemen unutulacaksınız, belki gitmeniz o kadar doğru bir davranış olacak ki o bile size minnet duyacak, sırf gittiğiniz için. ama siz kağıdı yırta yırta gittikçe ne size kalır sıfatlar ne de ona söylenecek minnet. sevmek için yaratılmamış insanlar mısınız? sevgiyi yanlış mı buldunuz? o değil mi beklediğiniz? olmuyor mu? bırakın gidin, gidin ama  yüzünüz olsun dost kalmaya, tiksinmemişlik bırakın, aşk değil sevgi bırakın. olmuyor mu susun...  konuşarak yaraladığınız kadar yaralayamazsınız ne de olsa değil mi? yaralar çabuk geçer belki, geçer evet ama nereye kadar? sesinizi unutmasın mesela aşkınız, bir zamanlar olan aşkınız.  sizi unutsa bile  anıları hatırlayabilsin bırakın. sizi iyi hatırlasın.  sözleriniz onu yıkmadan belki de sizi tanımadığını anlatmadan henüz iyiyken gidin. keşke seni tanımamış olsaydım demesin mesela. her dinlediği şarkıda kendine acıyacak olmasın. az sevilen, belki sevilmeyen taraf olduğunu sanmasın mesela! bırakın sevdiğiniz zamanlardaki gibi kalsın anılarınız. bir daha siz olmayın, bir daha aşk sözcükleriyle bağlanmayın ama iyi kalın. kaybeder miyim diye sorun kendinize, ne aldınız cevapta? umurunuz da değil mi? sevmeyin siz o zaman, her sevgiyle birinin iyiliğinden parça alıp gitmeyin. söylesenize iyiyken gidebiliyor musunuz? mektup yazarak değil, bağırarak değil, öperek değil, sarılarak değil, yerden yere vurarak değil, iyiyken gidebiliyor musun sen onu söyle?