1 Ekim 2015 Perşembe

Bizi biz yapmak...

kısmen zamanı 2'ye bölsek, her kısmı ayrı ayrı inceleyebilsek. bir tarafta keşke yapsaydım dediklerimizin bizi götürdüğü yol, diğer tarafta  keşke yapmasaydım dediklerimizin götürdüğü yol. en baştan beri nelerin bizim yüzümüzden meydana geldiğini, kime nasıl zarar verdiğimizi görseydik böylece.  hatta yeni nesil diziler olsaydı bu hayat akımları. yeni umutlarımızla kalmazdık yarısında yolun.  keşkeleri görsek, sevmeyi bilsek...
mesela biz olunca ve bir başkası olunca neler değişecek, nasıl olacak? zaten kırılacaklarını bilselerdi ve içlerinde keşke yapsaydım demeyecekleri şeyleri yapsalardı. mesela pişman olmadan yaşasaydık, sonu ve sonsuzu  bilseydik. belki o zaman  daha yaşanılır bir döngümüz olurdu, belki de tamamen berbat bilmiyorum. bizi biz yapan seçimlerimiz ne de olsa değil mi? mahvolacak  bir hayata dalış yapardık 2'ye bölünen hayatla belki de  kim bilir? yalanlarımız, sevdiklerimiz,  nefret ettiklerimiz, hasretlerimiz,  anılarımız, sevemediklerimiz, yanında olamadıklarımız,  yakınımızda olmayanlar, sesini dahi duymadıklarımız, sesini duysak adını hece hece söylemediklerimiz, gözlerinde göremediklerimiz, kandırılışlarımız, sustuklarımız, bağırdıklarımız, çıtımızı çıkarsak biz olamayacaklarımız bir felaketi öyle böyle yenişimiz, yenilişimiz, ailemiz için, hayatımızı kaplayan biri için vazgeçtiklerimizin, belki hiç bir şey yapmayışlarımız, uğruna adadıklarımız, yürüdüğümüz yol, soluduğumuz hava ve en çokta kurduğumuz absürt ve uçsuz bucaksız hayallerimiz bizi biz yapar en çok da!


Zeynep Özer