21 Eylül 2015 Pazartesi

Bizi mi unutmuşlardı?

   Birden bire hayatına giren bir fon müziğidir kelimeler. Ve benim kelimelerim, onları bir uçurumun yeşillenmiş kenarında yapayalnızken buldum. Hem mutluydular, hem de mutsuz. Bir bakıma çevrelemişlerdi doğayı, ona güzellik sunmuşlardı. Ama bu benim gördüğümdü. Peki ya görmediğim ama diğerlerince apaçık olan? İşte orada bir hiçlik var diyorlardı. Uçurumun kenarında duran ve öylesine bir kaç  ıvır zıvırmış onlar meğer. İşte görünen!
 
   Birden bire hayatımdan atmak istedim tüm geride kalan ve o açıklığı görenleri. Neydi onlarda fazla, bende eksik? Neydi onlarda hiçlik, bende görünmezlik olan? Önemli miydi ya da tüm bunlar? Değildi! Ben almıştım, ben kullanmıştım! Benim için  vardı onlar ve kullanılmaya değer en güzel harflerin dansıma sahiplerdi.
 
   Birden fark ettim ki onları da kendime benzediği için sevmiştim. Tüm diğer  şeylere rağmen alıp başlarını gidemiyorlardı. Kaçınılmaz olanı bilseler de onlar da çabalıyorlardı. Ve işte yine onlar da bir tek çevreye yararlıydılar. Kendileri için bir şey yapamıyorlardı, yapamayacaklardı da.
Onlar da sadece seviyorlardı ve diğer hiç bir şeyi umursamıyorlardı. Bir kesinlikti ki onların da sonu yoktu! Kötü olmuyor muydu bu bana benzeyişleri? Şimdi onlar da ben de en güzel şeye sahiptik. Hem zaten böylesine aynıyken neden bıraksaydım ki onları? Nasıl bıraksaydım? Terk etmek diğerlerinin hiçliğine adil miydi? Onlarda da bir keşfedilmemişlik vardı, bende de. Sanki ben onları keşfederken, keşfolmamı bekliyorlardı. Sesimi değil kelimelerimi rehin almaktı amaçları. Ve oradan kalemime! En sevdiğim olmaya hak kazanmışlardı işte böylece.
   Biraz daha yazsak sanki o geçen zaman yok olacaktı. Onlarında bildiği  gibi durmak ancak aptalllık olurdu.

   Belki biraz durup düşünmeliydik. Neydi onlardaki hiçlik? Nedendi? Çok mu sevmişlerdi? Çok mu seviyorlardı? Yoksa körler miydi? Okuyamamış, görememişlerdi bizi. Evet kesinlikle onlar kördü. Yoksa biz bu kadar bizi görmüşken, onların yaptığı görmemezlik olurdu. Ne yani ciddi değiller miydi? Es geçmelerini göreceğimiz gerçeği hiç mi umursatmıyordu kendini? Yoksa bizi mi unutmuşlardı? Unutmak istemiş olabilirler miydi acaba?