ayağa kalktığında artık çok geç olduğunu düşündüren neydi ona? tabi giden değildi. başka başka ne olabilirdi? yoksa yalnız kaldığını mı idrak etmişti? sona mı yaklaştığını anımsatmıştı hayat? bak şimdi dedi biri. ya da o kendi kendine konuşuyor da olabilirdi. fısıldasa duymuyor bağırsa susmuyordu. bir kaç komşu kırıntısı da rahatsız olmuştu hem. neydi bu böyle sabahtan beri bağır sus çağır sus! ne miydi ne yani anlayamıyorlar mıydı! az biraz olsun susup dursalardı olmaz mıydı?
oda biliyordu tabi ki ne de çok şey istediğini, ama elden ne gelirdi. o mu gitmişti! o hala buradaydı ve onlar bunu ne kadar da umursuyorlardı! haklılardı aslında neden umursasınlardı? kimdi ki o, onlar için neydi ki! sıraya dizilmiş ve piminin çekildiğini işaret eden bir bomba? sesine rağmen sızısını duyurmayan bir kukla? neydi kim bilir sadece o'ydu. o olmaktan çok yok olmaktan korkmuştu aslında birazda. yalnız kalmayı es geçmiş sessiz kalmalarına bile razıydı. eskiden olduğu gibi hiç taşınmamıştı şimdi de buraya. yoktu ve inansalar, bilseler ne çok severlerdi o'nu. yanlışlarını betimlemek için kullanırlar ve sesine sessizlik katarlardı. ciddiydi oysa ki ne isteseler yapardı. belki daha da fazlasını. onlar ne istiyordu yok olmasını mı? söyleseler belki onu da yapardı. gülmesini mi inansalar kahkaha bile atardı.
bir kaç güzel anısı vardı şu vazoda. evet onun giderken yanına almasından korktuğu ama kırmasını tahmin edemediği vazo! sahi cidden kırılmış mıydı? yoksa onun gibi bir umuda sarılıp yapıştırılmaya can atıyor muydu? ne bilsindi! ne de iyi olmuştu aslında. ne var ne yok unuturdu belki. tabi unuturdu. her gördüğü boşluğa o vazoyu koymaz mıydı şimdi? vazoya değil boşluğa baktığını mı sanardı? hayır tabi ki kendine baktığından emindi. hataları ve gerçekleri. en çokta düzeltilemeyecek koca anları. hepsini görecekti ve ne şimdi yani unutacak mıydı? bunu cidden düşünüyorlar mıydı! unutmak için yaşıyor hatırlamak içinse ölüme küf bağlamış olunuyordu! biri keşke hatırlatsaydı onlara, kapısı çalınınca ne kadar sevildiğini. sesini kesen bir sese ne de minnettar olduğunu.
zaman değil an olmuştu şimdi istekler. olacak diyen yalan söyleyen bir dost arıyordu aslında. o da biliyordu bilmesine kuru laf olduğunu bunların. ama kendine itiraf edebilirdi de onlara edemezdi. nedeni de açıktı. hala nedenini sormanın pek manasının kalmadığını bir o biliyorsa eğer vah olmuştu.
geçenlerde eline bir kaç resim denk gelmişti hani şu lunapark şahanesi evlerden kalma. fırıldak gülüşleri olan. geçmeyen heveslere asma kilitler vurulmayan cinsten evlerin ve ailelerin resimleri. şimdi ise aklına tek gelen mutluluğun onların içinde saklı olduğunu da adı gibi biliyordu.
yani şimdi gidendi onu bırakan öyle mi? şu karşı taraftan alık alık bakan teyzeler? onlar yanındaydı öyle mi? kimsenin bir diyeceği yoktu tabi. ne desinlerdi! avutsunlar mı istiyordu? aslında bir kaç konuşma yeterdi de artardı da!