inceden kıpırdandı defterin sayfaları, hoş açılmasa açmayacaktım. yok hayır merak falan etmiyorum tabi ki. ama gözüm ilişmedi değil. sahi Ekrem ne zaman kalkıp gitmişti? meyhane çıkışı ceketini unutan sarhoşlar gibi, unutuverdi işte defterini. bir kaç yıl önceydi mahzun mahzun geldi oturdu yine karşıma. karar almış ama uygulamayı başaramamıştı ya ondandır. neden bilmem o gün de defterini çıkardı. tıfılca bir defterdi. bir meymeleti de yoktu. ama ne zaman dolsa böyle çıkıyordu defteri. bir kelime bir cümle yazdığı artık her neyse... amaç sormak gelmedi içimden. sevginin savurduğu yerden geliyordum ben de onun gibi. ne bileyim dertliyi! ne bileyim! işte şimdi defterde buradaydı. onsuz, yazılacak yeni kelimesiz öylesine. açıp okusa mıydım? bir sır, bir bilinmezlik öğrensem anlar mıydı? ya da bana bir şey ifade eder miydi anlamam? tam bir muamma işte bu kısım. savurdu defter işte ta ki kırmızılı şeride kadar. Ekrem'i pek tanımaz, neyin nesidir bilmezdim. kendinden emekli, parayı dünya nimet saymayan birisiydi işte. dalıp gitmişken karşı ağacın dallarını fark ettim öyle birden. hayat bana mı solgun geliyordu? oysa ne de göz alıcı yeşildi o yapraklar! Ekrem en son ne yazmıştı acaba? yeşillik, gidiş, dönüş ne? açıp bakmalı mıydım? pişmanlık yaşar mıydım? tepkilei dahi tepkisiz biridir o. sonunda dayanamadım aldım defteri, son yazıya yöneldim. içimde çelişki bir bir ilerliyorum yaprakları. sadece 'yol' yazıyordu. yol! gidecek miydi? sanki daha hiç tanımadığım adam değilmiş gibi parçalandım birden. ben hep onu görürdüm oysa her yerde. sevda derdim onu görürdüm, yoksulluk derdim o, dert yine o! benim aşksız kalamayacağım o kadar iyi bilirdi ki o. 'sevmek için yaratılmışsın' dediğinde içim dolardı hoyratça. hem sevmek kolaydı da işte amalar lakinler işteler olmasa... öyle hiç bir şey söylemeden gider miydi gerçekten? yol demiş ve serüven bitmişti öyle mi? sokak başına çıkıp bakındım biraz. Veysel amcanın yeri yakında değildi sahile. parayı ödeyip hemen kalktım işte ben de. yola kalktım yola. nerede bulmayı umabilirim ki? işsizin dertlinin tekiyim ben de. şu köşe başı sıska atölyeler beni de yenileseler ahh keşke! ben ne istiyordum bu Ekrem'den? hayatımda var mı bilmediğim bir adamı çıkarmaya da yeltenemezdim. peki o zaman neden kalkıp gidiyorum ardından? defteri de öylece bırakmıştım kendi haline. hatırlar belki döner alırdı. cıvıl cıvıl arka sokaklar kadar olabilir miyim ben de? bir yanım coşku bir yanım dinginlik. ben aslında cıvılım da hissetmiyorum galiba. sevmeyen insana hisler duvar mı örer ki? bazen Veysel amcanın da, Ekrem'in de hatta şu arka sokaklarında ben olduğuma inanıyorum. böyle böyle hepsinin sorumluluğu alıyorum işte ben de kefeme. mutlulukları dururken neden sorumluluklarından tutmuşum bilmiyorum ben de. ya ben çok yalancı bir mutlu kişiyim ya da şizofren bir asalak. tek yaşadığım fütursuzca yaşandı saydığım mutluluklarımsa Ekrem benim en fütursuz karakterim olmalıydı.
Zeynep Özer