sevmek, seviyor olmak bazen öylesine acı veriyor sadece. garip olayların sıradanlaştığı bir olağaüstülüktür aşk. kimi zaman evet unutmuş olursunuz kimi zaman bir şarkıyla güne ters köşe yaparak uyanırsınız. birinin gideceğini bilirsiniz kalırsınız yine de atta başlarken inanamazsınız bu bir rüya... sonra siz de gidemeyen taraf olursunuz bu hikayede. siz bitene kadar geçecek zaman da olsa kalmak istersiniz. belki de doya doya sevmek... çevreniz, kendiniz veya kaçan giden hayat o anlarda donuktur size, o anlarda siz ne isterseniz o canlanır. içinizde bir boşluk olunca onu serbestçe düşünebiliyor, kendinize set vurmaya ihtiyaç duymuyor oluşunuzla işte siz kalırsınız. fotoğraflarını silmemek belki anıları hafızanızdan altta bir yere atmamak için yaparsınız. ama yaparsınız, olanca gücünüzle yaparsınız. ve bir gün gelir işte anlarsınız. olmuyordur siz bir el arabasını onun tekeri olmadan ilerletmeye çalışırken öylesine yorulmuşsunuzdur işte. siz değişmiş hatta sizden geçmişsinizdir. saçma sapan sevmiş, uğruna fırsatları çöp olarak görmüşsünüzdür. siz o canlı insan ikan beler yapar ne deliliklere bulaşırdınız oysa. ya şimdi kilitli misiniz? zamanı gelince kapıyı siz açacaksınız. gidiyorum diyecek onun ses etmemesine hiç şaşırmamış olarak gideceksiniz. bir mutlu ol diyeceksiniz onunla olamadığınız mutluluğu yine de ona bahşetmesini isteyeceksiniz tanrınızdan. o sizi artık görmeme fikrini hiç umursamamış olacaktır, sizi merak etmeyecektir. belki siz bir köşede ölü bulunacaksınız ama o bilmeyecektir. siz yoksunuzdur her zamanki gibi onda. ve hiç olamamış olduğunuz sizin zaten kabul sınırlarınızdadır. siz sadece belkiler de keşkelerde yaşar yaşar, belki arada ağlarsınız. zaman gelir ve pat diye geçer. siz onu unutmuşsunuzdur çok sürmemiştir. neden mi? çünkü o zaten var olduğunu size hissettirmemiştir. sizde olmamıştır. belki siz gerçekten sevmişsinizdir o, o diye biri yoktur. kahretsin dersiniz içten içe kendinize. neden bu kadar saftır sevginiz. saf olmayana saf olmayacak bir sevgidir. neden?
Zeynep ÖZER