Siyah olmak renklere inat,
Gökyüzüne inat sevmektir karanlığı..
Bir kuş cıvıltısındaki yakarışı duymak, Lunaparktaki ağlayan palyaço olmak biraz da.
Siyah olmak sessiz ve sükunet dolu olmak,
Gülümseyişte bile hüznü görmektir.
Biraz hasret, biraz ayrılıktır.
Yok olmanın verdiği yalnızlıktır.
Suskunluğun bozamadığı sözlerdir siyah olmak.
Bir kuğunun kanadındaki hasettir,
Filin grisinde kaybolan aydınlıktır birazda...
Yere atılmış iki güzel sözü bulmak,
Ve verdiği mutluluğu paylaşacak birini bulamamaktır.
Susarak oynamaktır oyunu,
Kimsesizliğine ses olmamaktır belkide..
Siyah olmak çelişmektir biraz da,
Kendini bilmek ve ilerlerken hayat,
Engelleri cebine atıp ilerlemektir siyah olmak.
Düpedüz söylenmeyen sözdür belki,
Belki hırkasını kaybetmiş bir çocuğun, Yitirdiği mutlu anlardır.
Bir insanın kalbine atılmış tüm hüznün,
Bir odaya hapsolmuş tüm anıların,
Tiksinilmiş tüm güvenin,
Hatırlanmamış tüm yılların,
Yazılmamış her küfrün,
Anlatılmamış her duygunun şerefidir siyah olmak.
Yürürlükten çıkmış bir kararın geri dönüşü gibidir siyah olmak.
Kaldırım taşlarını saymanın verdiği yalnızlıktır.
Ve tüm şarkılarda buruk bir gülümsemedir birazda.
Hazin bir beklenti ile gidilen yolun,
Karşılayamadığı duygularda saklıdır siyahlık.
Sevince üzüntüyü katıp ilerlemek,
Yakarıştan sevgiyi almaktır birazda siyah olmak.
Duyulan bir kelime,
İstenilen bir aşk,
Fısıldanan bir hayattır siyah olmak.
Savunma anındaki çelişki kadar,
Sevgi anındaki yalnızlık kadar,
Hiçlik yüklüdür siyah olmak.
Yazıdaki manadır siyahlık.
Gözdeki söylemek istenendir siyahlık.
Ve en çokta susmaktır siyah olmak,
Apansız bir sevda yolunda ve apansız duygularla yokluğa inat birazda... Susmaktır!
Zeynep Özer